• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Doğa, plastikle savaşını kaybediyor

Görünmez tehlikelerden biri plastik. Birkaç dakika kullandığımız plastikler, yüzlerce yıl doğada kalıyor. Ortaya çıkan atık boyutları ise giderek artıyor.

Görünmez tehlikelerden biri plastik. Birkaç dakika kullandığımız plastikler, yüzlerce yıl doğada kalıyor. Ortaya çıkan atık boyutları ise giderek artıyor.

Denizler, plastikler yüzünden ciddi tehlike altında.Türkiye’de oldukça seviliyor. Meşrubatlar, paketlenmiş gıdalar, poşetler hayatımızın içinde. Ekonomik olması adına kullanılan plastik, giderek ağırlaşan bir fatura çıkartıyor.

Plastik son derece sağlam ve çok yönlü bir materyal. Plastik çağının başlaması tıbbi ekipmanlardan inşaat uygulamalarına ve ulaşıma kadar pek çok ilerlemeyi de beraberinde getirdi.

Ama şirketler ürünlerinin ambalajları için giderek daha fazla ucuz ve tek kullanımlık plastik üretiyor. Bu plastikler bir kez kullanılıp atılmak üzere tasarlanıyor. Bu durum çevremize yayılan büyük bir plastik atığı anlamına geliyor.

Plastikler sahillerimizi, plajlarımızı, topraklarımızı ve okyanuslarımızı kirletiyor. Deniz yaşamına zarar veriyor ve deniz canlıların besin zincirine girerek sofralarımıza kadar ulaşıyor.

Greenpeace Akdeniz İletişim Yöneticisi Gözde İncegül, plastik kullanımının dünyada son 50 yılda 20 kart arttığını ve önümüzdeki yıllarda bunun iki katına çıkacağın tahmin edildiğini söyledi.

Plastiklerin büyük bölümün ise tek kullanımlık plastik ambalajlar oluşturuyor. İncegöl, Türkiye’de 90’lı yıllardan itibaren artış yaşandığını ve 2015 yılında Türkiye’nin dünyada en büyük 6’ncı plastik üreticisi konumunda yer aldığını işaret etti:

“Yüzlerce yıl doğada kalan plastik atıklar, bir plastik çöp dağı oluşturarak iklim değişikliğinin geri dönülemez eşiğine bizi bir adım daha yaklaştırıyor. Çevreyi kirleten plastikler özellikle deniz yaşamını ciddi boyutta tehdit ediyor.

Her sene 12 milyon ton tek kullanımlık paketleme ürünlerinden oluşan plastik denizlere atılıyor. Bugün denizlerimizde 150 milyon tonun üzerinde plastik var. Peş peşe eklenmesi durumunda denizlerdeki plastikler, aya iki kez gidip gelecek uzunlukta bir yol oluşturuyor.

Büyük plastik parçaları balinalar, kaplumbağalar ve deniz kuşları gibi türlerin boğulmasına neden oluyor; küçük plastik parçaları ise deniz hayvanları tarafından yiyecek sanılıp yeniyor ve bu hayvanların zehirlenmesine ve boğulmasına yol açıyor. 

Deniz kuşlarının yüzde 90’ının, deniz kaplumbağalarının üçte birinin midesinde plastik var. Birleşmiş Milletler Çevre Programı, yüzbinlerce deniz canlısının her yıl plastik kirliliği nedeniyle öldüğünü söylüyor.

Büyük plastik parçaları mikro plastiklere bölünerek deniz canlılarının besin zincirine karışıyor. Hatta deniz mahsülleri aracılığıyla tabaklarımıza kadar giriyor.”

Greenpeace dünyanın en fazla plastik üreticisi olan dev markalardan tek kullanımlık ambalajlar yerine; plastiği tekrar kullanmaları ve geri dönüştürmelerini, ayrıca ne kadar plastik tükettiklerini şeffaf şekilde kamuoyu ile paylaşmalarını talep ediyor.

Greenpeace, çok uluslu şirketlere çağrı yaparak plastik ayak izlerini azaltmaları için gerekli karar mekanizmalarını devreye sokmalarını istiyor.

Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yapılan farklı araştırmalar da tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekiyor. Yapılan en önemli araştırmalardan biri, Mersin ve İskenderun Körfezi'ndeki plastik atık kirliliğine ilişkin yapılan çalışma.

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden Sedat Gündoğdu, çalışmayı ve sonuçlarını anlattı. Gündoğdu, sonuçların ürkütücü olduğunu ve durumun ciddiyetinin farkında olunmadığının altını çiziyor:

700’den fazla deniz canlısı ki sayı şu sıralar artmakta, bir şekilde bu plastikleri yutmak ve plastikler tarafından yakalanmak suretiyle etkileniyorlar. Son yapılan çalışmalarda sıklıkla bahsedilen bir sonuç bu.

Bu canlılar arasında Deniz kaplumbağaları, balinalar, pelajik (Deniz kolonunda) ortamda beslenen balıklar ve midyeler ilk sırayı almaktadır.

Aslına bakarsanız bir şekilde vücuduna su giren tüm deniz canlıları bu tehditle çeşitli seviyelerde etkilenmektedir. Örneğin deniz kaplumbağalarının en sık karşılaştığı problem bu plastik kirleticilerin bir kısmını deniz anası zannederek yutmaları problemidir.

Diğer bir problem ise balıkçılar tarafından denize atılan ağlara ya da bir şekilde deniz gelen naylon torbalara takılmalarıdır. Bunun dışında daha büyük deniz memelileri de bu plastik atıkları yutma riskiyle ve problemiyle karşı karşıyalar.

Gündoğdu, Türkiye kıyılarında durumun gün geçtikçe kötüleştiğine vurgu yapıyor. İskenderun ve Mersin Körfezi yüzey sularında ciddi kirlilik olduğu tespit edildi. Çalışmaların devam ettiğini söyleyen Gündoğdu, “Bütün İskenderun körfezini kapsayan çalışmamızda plastik kirliliğinin neredeyse 5 kat arttığını tespit ettik.” diyor.

Gündoğdu, artışın çeşitli sebepleri olduğunu ancak bütün bunların temelinde plastik tüketim çılgınlığının yattığına vurgu yapıyor:

Özellikle bölgede yapılan tarım faaliyetleri bu plastiklerin önemli bir kaynağı niteliğinde.

Çünkü küçük örtü seracılığı yani toprağın hemen üzerinde tünel şeklinde yapılan seracılık faaliyetinde kullanılan plastik örtüler olduğu gibi tarlada bırakılmakta ve bunlar da sulama, yağmur ve rüzgar aracılığıyla direkt olarak denize gitmektedir.

Bu konuda herhangi bir yaptırım da söz konusu değildir.  Buna ek olarak plastik torbalar, çatal bıçak ve bardaklar, pipetler, strafor kutular ya da destek malzemeleri, denizleri ciddi oranda tehdit etmektedir.

Daha da ilginci, yüz temizleme jelleri, diş macunları ve hatta ruj ve lipstick gibi kişisel bakım ürünleri de mikroplastik içermektedir. Bunlar da ciddi risk oluşturmaktadır.

Ortaya çıkan tablo insanları da doğrudan etkiliyor:

“Tüketilen balıklar, midyeler aracılığıyla, ve hatta musluk sularında bile son yapılan çalışmalarda ciddi bir plastik kirliliğinin insana transfer olduğu ortaya konulmuştur.”

Plastik kirliğinin tam anlamıyla durdurulmasa dahi ciddi oranlarla azaltılabileceğini belirten Gündoğdu, şu önerilerde bulunuyor.  

“Yapılması gereken ilk iş tek kullanımlık plastik tüketimini ortadan kaldırmak. Cam, kağıt gibi görece daha az zararlı endüstriyel ürünlere, geleneksel alışveriş alışkanlıklarından biri olan file sepet kullanımına insanların yönlendirilmesi gerekiyor. Bugün plastik tüketimi sıfıra indirilse bu plastiklerin etkisinin ortadan kalkması binlerce yıl sürecek. Bunun yanında plastikler sera gazları gibi ortadan kaldırılabilecek yapı taşlarına da sahip değil. Bunların etkilerinin ortadan kalkması ise daha da uzun zaman alacak.”

Çevre politikaları ve sürdürülebilirlik siyaset kurumunun pek sevmediği meselelerden. Plastik konusunda da durum farklı değil. Türkiye’de de hükümetin politikaları kaplumbağa hızında.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2014 yılına ilişkin verilerine göre toplam atık miktarı yaklaşık 31 milyon ton. Bu rakama inşaat atıkları dahil edilmemiştir.

Sadece veri girişi yapan firmaların 2014 yılında piyasa sürdüğü ambalaj atığı miktarı ise 4.200.000 ton. Bu rakamın sadece 1.527. 960 tonluk kısmı belediyeler tarafından ayrıştırlarak toplanabilmiştir.

Belediyelerin ayrıştırarak toplayabildiği ambalaj atığının ise  sadece yüzde 30'u plastiktir. Hükümet 2020 yılında plastik atığının yüzde 60'ını geri kazanmayı hedefliyor.  

Hükümetin en önemli adımlarından biri Ambalaj Atıkları Yönetmeliğini hazırlaması oldu. Son aylarda poşet yasaklanıyor diye kamuoyunun gündemine gelen Ambalaj Atıkları Yönetmeliği, 27 Aralık’ta yayımlandı.

Poşet kullanımı 1 Ocak 2019’dan itibaren ücretli hale gelecek. Ülke genelinde ise yıllık kişi başı kullanılan plastik torba adedinin Aralık 2019'a kadar 90'ı Aralık 2025'e kadar 40'ı aşmayacak şekilde azaltılması hedefleniyor.  Yönetmelik uzmanlar tarafından olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor.

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, yönetmeliğin önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekerek, bir önceki yönetmelikten daha iyi olduğunu söyledi:

Sorumluluk konusunda dersler çıkartılmış olduğunu görüyoruz. Tip Toplama ayırma tesislerinde çevre görevlisi yerine çevre mühendisi istihdamı zorunlu olduğuna dönük bir ifade var. Bunun yönetmliğe girmesi önemli. Kapasite arttırcı bir uygulama ortaya çıkmış. İş ehline bırakılmış oluyor.

2019 yılı başından itibaren ücretsiz plastik poşet kullanımı engellenmiş olacak. Evlerde de ayrı toplanması hedefi oldukça önemli. Çünkü kaynağında ayrı toplanması yönünde sıkıntılar vardı. Bu konuda firmalar ve belediyeler kaynağında ayrı toplanması için çalışmak zorunda kalacaklar.

Çevre mevzuatı açısından birçok şey için geç kalınmış olunabiliyor. Ambalaj atıklaırnın yönetimi konusunda zaten geç kalınmış durumda. Ama bu yönetmeliğin yayınlanması oldukça önemli.

Bireysel olarak kullanım alışkanlıklarını değiştirmek en önemli adımlardan biri. Greenpeace'in bu konuda önerileri var.

  • Yanında tekrar kullanılabilir şişe taşı: Yanında tekrar kullanılabilir şişe taşıyarak hem plastik kullanımına son vermiş hem de paradan tasarruf etmiş olursun!
  • Plastik kamışlara hayır de: Bir içecek siparişi verirken kamışa gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını düşünün.
  • Yeniden kullanılabilir kahve fincanı edinin: Kahve fincanını yanında taşı.
  • Alışverişte plastiğe yönelmeyin: Plastik poşet kullanmamak için yanınızda kendi bez çantanızı veya filenizi götürün.
  • Plastik çatal-bıçak kullanmayın: Dışarıdan yemek söylediğinde ilgili restoranlara plastik çatal-bıçak istemediğinizi not düşün. İş yerindeki çekmecene kendi çatal-bıçağınızı koyun.
  • Mikro taneciklerden kaçının: Satın almadan önce ürünlerin etiketlerini kontrol et; polietilen (PE), polipropilen (PP), polietilen tereftalat (PET), polimetil metakrilat (PMMA), politeirafloroetilen (PTFE) ve naylon içeren ürünlerden kaçın.





Uygar Gültekin


https://ahvalnews.com/tr/cevre/doga-plastikle-savasini-kaybediyor
Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
240 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 20° 16°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam164
Toplam Ziyaret659936