• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Erinç Yeldan: Düzeltme ?

Borç yükü arttıkça, borçların çevrilmesi için gerekli fonlar zorunlu olarak “içeriden” karşılanacak; artan sömürünün yaratacağı sınıfsal tepkiler ise yükselen milliyetçilik dalgaları, sosyal ayırımcılık ve hukuk dışı uygulamalar aracılığıyla bastırıl

Küresel finans piyasaları 2018’in ilk günlerinden itibaren çalkantılı günler yaşıyor. Yılın özellikle ikinci ayında dünya borsalarında finansal varlıkların uğradığı kayıplar yüzde 15’i buldu. Wall Street kaynaklı kayıplar giderek tüm dünya borsalarına yayıldı. 

Ana akım iktisat medyasının bu olguları açıklama biçimi ise uluslararası iktisat yazınına yeni bir kavram hediye etmek oldu: düzeltme. Dikkat ediniz, “çalkantı”, ya da “kayıp” değil“düzeltme”! İktisat medyasının bu kibirli inancı, doğrudan doğruya ana akım neoliberal öğretinin “piyasalar her zaman dengededir; piyasalar istikrarlıdır”; “piyasalar kendi kendine dengeye gelir ve herhangi bir kurala (regülasyon) bağlanmadan optimum dengeye kendileri ulaşır” vb. vb. türünden ortodoks fetişlerine dayanmaktadır. 

Aynı, “sermayedar” ya da “emekçi” gibi sınıfsal kavramlaştırmalar yerine tercih edilen “aktörler” veya “oyuncular”; veya “azgelişmiş ülkeler” yerine kullanılan “yükselen piyasa ekonomileri”; ya da “emperyalizm” sözcüğünü unutturma çabası için kullanılan “küreselleşme” kavramları gibi...

***

Kapitalizmin dünya ölçeğinde sürdürdüğü finansal küreselleşme olanakları dünyamızı bir spekülasyon çöplüğüne çevirmiş durumdadır. Bu süreçte tüm ülkelerde toplam özel sektör borcunun küresel gelire oranı 1950’lerde yüzde 50 düzeyindeyken, 2007’ye gelindiğinde yüzde 170’i aşmış olup, kamu sektörüborcu ile birleştirildiğinde de, 2017 itibarıyla, toplam borcun küresel ekonomiyeoranının yüzde 220’ye ulaştığı gözlenmektedir. Yani, küresel ekonomi, dünya mal ve hizmet üretim gelirlerinin iki misli fazlasına ulaşan bir borç sarmalı ile çalışmaktadır. 

2015 itibarıyla 152 trilyon dolarlık bir büyüklük ifade eden ve dünya toplam gelirinin yüzde 225’ine ulaşan bu tutarın ardında 2010 sonrasında geliştirilen “miktar kolaylaştırması operasyonları” ve “sıfır faiz içeren para politikaları” yatmaktadır. Ancak, taze fonlar reel ekonomide sabit sermaye yatırımlarına ve emeğin üretkenliğini artırıcı teknolojik dönüşümleri beslemek yerine, borsa hisse senetleri, bonolar, repolar ve finans sisteminin yeni icat enstrümanları aracılığıyla kapitalizmin kumarhane masalarında çarçur edilmiştir. Bankacılık kesimi dışındaki reel üretici sektörlerdeki şirketler de rant masalarına katılmayı çıkarlarına daha uygun bulmakta ve tüm dünyada reel üretici şirketlerin borçlanması hızla yükselirken, sabit sermaye yatırımları gerilemektedir. 

Sonuç olarak, yaşananlar, yaşanması muhtemel kâbusun habercisi gibidir: Küresel mali piyasalarda ucuz kredinin daralmasıyla birlikte tüm gelişmekte olan dünyada devalüasyonist baskılar hızlanacaktır. Borç yükü arttıkça, borçların çevrilmesi için gerekli fonlar zorunlu olarak “içeriden” karşılanacak; artan sömürünün yaratacağı sınıfsal tepkiler ise yükselen milliyetçilik dalgaları, sosyal ayırımcılık ve hukuk dışı uygulamalar aracılığıyla bastırılmaya çalışılacaktır. 

Popüler iktisat medyasının “düzeltme” diye geçiştirmeye çalıştığı çalkantılı ve istikrarsız sürecin özü budur.


  http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/930692/Duzeltme_...html

Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
106 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın