• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Atilla Yeşilada: Tebrikler, özel sektörü yoğun bakıma yolladık

Fon az, varlıklar dönmüyor, faiz gelirleri düşüyor. Banka mecburen yeni kredi taleplerinin büyük kısmını geri çeviriyor. Asıl ihtiyacı olan şirket kredisiz kalıyor, ya da büyümek isteyen güdük kalıyor. Bindik bir atlı karıncaya, gidiyoruz Cehenneme.

Hiç kafanıza kilise orgu düşdü mü?  Zürafa tekmeledi mi sizi?  Ya da rüzgarda başakları ahenkle dalgalanan bir buğday tarlasının ortasına uzanıp kuşları dinlerken traktör çiğnedi mi? İşte kendimi aynen öyle hissediyorum, 600 yıllık hayatımda ilk defa faniliği tattım son 10 günde. Yabancı yatırımcı ve uzmanlarla toplantılar, şirket ziyaretleri ve seminerler, şehirlerarası yolculuklar, ve umumi tuvaletlerde teşaşür etmeye çalışırken dolar kuru  soranlar…

AKP çok şanslı bir parti, çünkü yabancı yatırımcı veya kreditörler yerel seçimlere zerre kadar önem vermiyor. İki benzer görüş hakim: İktidar değişmez. AKP nasıl olsa kazanır. Bu değerli şahsiyetlere bu görüşler doğru olsa dahi, işin püf noktasını kaçırdıklarını anlatmaya çalışıyorum. Sevgili Başkanım Erdoğan ve manevi liderim Bahçeli için bu seçim bir “beka meselesi”. Kazanmak zorundalar, kazanmak için her şeyi de yapacaklar.  Lütfen TL ucuz, ya da carry getirisi çok ağız sulandırıcı diye öküz gibi mala girmeyin. “Her şeyi yapacaklar” başlığı altında ekonominin dokusuna verilen zararı inceleyin biraz.

Boşuna konuşuyorum tabii.  Zaten yatırımcıların büyük kısmı bu hükümet iktidarda oldukça Türkiye’de işlem yapmamaya yemin etmiş, kalanlar da “Fed yakında faiz indirecek, Gelişmekte Olan Piyasalar’da (GOP, Ülkeler = GOÜ)  yüksek faizli ne varsa alalım” modunda. Bunun üstüne bir de sıfırlanan cari açık ve zart-zurt her piyasadan yaptığımız dış borçlanma binince, kur oynamıyor tabii.  Ama yakında oynayacak, hem de nasıl, poposuna neft sürülmüş çengi gibi.

Ekonominin temelleri çöktü artık, IMF’siz bu resesyondan çıkamayız. Bunu geçen makalemde anlattım. O günden bu yana ibretlik bir sanayi üretim çöküşü ve istihdam daralması  verisi gördük, iyice tezime ikna oldum. Ama inanın, bunlar en büyük sorunlarımız değil. En büyük sorun, bölgenin en dinamik ve girişimci, cefakar ve çilekeş özel sektörünü yoğun bakıma yollamayı becerdik, şimdi de onları yaşatmak için hastalığı banka bilançolarına bulaştırıyoruz.

Sitemizde yer alan, ama nedense ekonomist tayfasının hemen hiç önem vermediği bir veri dizini TUIK’in sektörel güven, ciro ve hacim indeksleri. Halbuki, bunlar özel sektörün tomoğrafisini çekmeye yarayan nadir aletlerimizden.

TUIK’in Aralık Perakende Satış ve Sektörel Ciro Endekslerini tetkik edince böbreklerim bademciğimle tokuştu hayretten, herhalde “fat finger” dedim.  Ama değil, şu daralmaya bakın:

“Takvim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi 2018 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,2 azaldı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları %2,7, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) %12,6, otomotiv yakıtı satışları %9,5 azaldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi 2018 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %0,6 azaldı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları %1, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) %0,4, otomotiv yakıtı satışları %0,5 azaldı”.

Bir yılda %9.5 daralma!    Buna fakirleşme de diyebiliriz. Halk alışveriş-yapamıyor, gıda bile alamıyor.

Sektörel ciro endekslerinde ise durum iyice vahim:

“Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında takvim etkilerinden arındırılmış ciro endeksi, 2018 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %10,8 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış toplam ciro endeksi ise bir önceki aya göre %1,3 azaldı”.

2018’de  Yİ-ÜFE ortalama %30, TÜFE de %20 civarında yükseldi, demek ki bu endekslere konu olan sıradan bir şirket zararına mal ve hizmet sattı, kardeşlerim.

Şimdi düşünün, bir yanda dağlar boyu F/X ve TL kredi var, öderken valde gözyaşları içinde. İkincisi, AB yavaşlıyor, Araplar da gıcık, ihracat da eski tadında değil. Zam yapsan, Ticaret Bakanlığı anında tepene binip “fahiş fiyat soruşturması” açıyor.  Asgari ücrete %26 zam geliyor.  Bir yanda da reel olarak ciron daralıyor. Nasıl hayatta kalacaksın Abi?

Kalamıyorlar tabii, konkordato istiyorlar, ama mahkemeler yeminli, çok istisnai şartlar dışında, konkordato yok. Bankaya kredi istemeye gidiyorlar, halen  manşet ticari kredi faizi %26, ama veren yok. Aksine, aşağıdaki grafiğe bakın, özel bankalar hala kredi kapatıyor.

Biz de sonuçta finans camiasından bilgi alan, şirketlerle konuşan naçizane bir analistiz yani, yüzlerce büyük firma bankalarla kredilerin ötelenmesi için pazarlık halinde. Bazı durumlarda kamu devreye girip ricacı oluyormuş derler.


Banka mecburen krediyi öteliyor da, bu sefer onun da bilançosu tıkanıyor. Bakın, mevduat girişi döviz cinsinden, ama kredi talebi TL.  Dışardan da kredi gelmiyor artık. İş Bankası Araştırma Aralık ödemeler dengesi raporunda şu gözlemi yapıyor:

“2018 genelinde toplam 10,5 milyar USD net  sermaye çıkışı gerçekleşti. Bankaların kısa vadelilerde 6,3 milyar USD, uzun vadelilerde ise 8,7 milyar USD’lik borç geri ödemesi bu gelişmede etkili oldu”.

Fon az, varlıklar dönmüyor, faiz gelirleri düşüyor. Banka mecburen yeni kredi taleplerinin büyük kısmını geri çeviriyor. Asıl ihtiyacı olan şirket kredisiz kalıyor, ya da büyümek isteyen güdük kalıyor.  Bindik bir atlı karıncaya, gidiyoruz Cehenneme.

Şimdi  de Tanzim Satış Rekabeti yüzünden süpermarketler batıyor, ilaç, gübre ve tohumda da tanzim satış geliyor.  Bir oy uğruna Ya Odin, ne yiğitler feda oluyor.








http://www.paraanaliz.com/2019/ekonomi/tebrikler-ozel-sektoru-yogun-bakima-yolladik-30368/

Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
91 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın