• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Cevat İnce: Pandemi ve pandomim… Kovid19 neyi değiştirdi?

Gaia Kaostan çıktığında çizilmemiş sınırları kim çizmişti… Tek düşünen ve düşündüğü için egemen/hakim olduğunu sanan insan… Şimdi çizdiği sınırlarda sıkışmış kalmıştı… Sermaye, küresel sermaye hariç…

Kovid19 neyi değiştirdi?...

9 Kasım 1989  takvim yapraklarında yerini aldığında  Berlin duvarı yıkıldığı haberi dünyada yankılandı,  küresel sermaye zafer çığlıkları ile tek kutuplu dünya “Kaos”tan (evrenin var oluşundan önceki durum) çıkmış “Gaia”(toprak ana)  gerçek sahiplerine teslim olmuştu…

Dünya felsefe tarihinin insan için oluşturduğu ve siyaset bilim ile ekonomiye armağan ettiği insanlık deneyimi  “-izm”lerde galibiyet kapitalizm ve küresel sermayenindi…

Burjuva,  Dükler ve Lordların şehir devletleri iktidarları ile  Kiliseye karşı kazandığı zaferden sonra ikinci kez zaferini kazanmıştı… İlk zafer ardı artı değer paylaşımı gibi hiç hoşlarına gitmeyen önermeleri savunan sınıflı toplum bitmişti… Artık işçi sınıfının hayalleri için inşa edilmiş Kaf Dağı yıkılmıştı… Sumruk(Zümrütü Anka’nın)’un gözyaşları onu yaktığında külleri bir araya gelmeyecek şekilde savrulmuştu… Küllerden doğacak hiç bir şey kalmamıştı, artık kalan şey radikalleşmiş cümlelerdi… Boşaydı…Sınıf yerini yaka renkleri almış; beyaz yakalılar, mavi yakalılar… vs… vs…

Devlet mülkiyeti olmazdı ama devlet olmalıydı, ya da devlet olmalı ama mülkiyeti olmamalıydı. Devlet ne idi ki?.. Kural koyucu ve kuralları uygulatıcı… Sınırlar, evet… Her şey sınırlarda korunmalıydı… Çok sevdikleri birde söz vardı; “İstisnalar kaideyi bozmaz”dı ,tek ortak istisna [Sermaye], rengi ve adı ne olursa olsun serbest dolaşan, gittiği her yerde oyuna yeni kurallar tanımlayan Sermaye, sınırsız tek şey… Her yerel sermayede küresel sermayenin yar ve yatakçısı, sıkılmış avuçtan damlayan ile yetinmeyi bilen çok sesliliği…

Üretim, üretim araçları, artı değer kavramlarına yeni tanımlar yazılıyordu. bir taraftan tanım bozum kuralı işlerken aynı sözcükler yeni ifadeler ile hayata çakılıyordu, her şeye herkes maruz kalıyordu… Tek merkezli dünya… Kaostan doğan “Gaia” üstündeki denge artık yoktu… Altından öküz alınmış “Gaia” artık yüzmüyordu havada asılıydı… Boşluktan fotoğrafları çekilip sermayenin hizmetine sunuluyor… Küresel sermaye nereyi istiyorsa orası onun oluyor… Mu?...  Dağ, deniz, nehir, ova toplam ederi sermaye de artı değer olan her şey…

Bu arada ortak miras kültürde muhafazakar(Geleneksel yapısını koruyana) olma tutumundan vazgeçmiş küresel sermayenin yeni jargonuna dahil olmuş onun dili ile şekillenmeye başlamıştı… Artık kültürel sermaye, kültür endüstrisinin metası olmuş alınır ve satılır ürüne dönüşmüştü… Eserin adı artık işti… Her şeyden olduğu gibi devlet buradan da elini çekmeliydi…

Bu devlet neydi… Gaia Kaostan çıktığında çizilmemiş sınırları kim çizmişti… Tek düşünen ve düşündüğü için egemen/hakim olduğunu sanan insan… Şimdi çizdiği sınırlarda sıkışmış kalmıştı… Sermaye, küresel sermaye hariç… Resim, heykel, tiyatro, müzik her şey işti artık… Böylece sanatkar ve zanaatkar tartışması bile bitmek üzere idi neredeyse… Herkes sanat yapabilirdi… Estetik kürotörün tercihi değil miydi?

Her şeyin bedeli vardı, bedelini ödeyen sahip olabilirdi… Ev,  araba, yat, kat, uçak, helikopter, tablo, müzik…

Ören yerleri ve müzeler… Fransız Devrimi ardından özgürleşen saraylar ile Gaia gibi var olmayı başaran müzeler. Kiliseden, krallardan, lordalardan, düklerden kurtulan sanat halk ile buluşması… Derken burjuvanın sahiplenmesi…

Sonra sonra, tabi ki yeni örüntü ile yeniden tapınaklaşan müzeler ve müzelerin yeni rahipleri sanat tarihçiler, arkeologlar… vs… vs… Sonra galeriler… sonra küratörler….

Sonra yıkılın duvar… Berlin’i ikiye bölen duvar… Yüzlerce anıyı üzerinde saklayan duvar… Ve her parçası paraya dönüştüğü an… Anıların alınır satılır olmasının meşruiyet kazandığı dönüm noktası…

Artık artı değerin nasıl pay edileceği değil… Artı değerin yeni sahiplerinin yatırım alanlarından pay alma becerisi önerilen… Pay için mubah ve meşruiyeti tanımlanan yeni küresel ahlak… Sponsor ve fon… Ve bu sürecin yönetiminin önermeleri Devlet bu işlere bakmaz…

Evet,  sahnede bir sanatçı ve büyük jestler ile oynadığı sesiz oyun… Bu pandomim ses benzerliği ile pandemi… Sesiz oyundan anlamlar çıkarılarak şekillenen bir yaşamda pay almak için her şeyin mubah olduğu nokta…  Bu süreçte birde görünürlük kavramları… Fonun alınması, kullanılması ve sonuçların fon sahibinin logosu ile hayırseverliğinin deklarasyonu… Devlet bu işlerde olmaz nerede olur… Küresel hukuk ile silahlı güç bulundurma yetkisine sahip olması nedeni ile küresel sermayenin bekçiliğini mi yapmakta…

Evet uzun sözün kısası tek merkezli dünyada, “sınıfsız” bir dünya hayalinin tersten geliştiği dönem sonrası, dünya bile  fark etmeden bir pandomimin son sahnelerinde kahkahalar atarken insanların yakalandığı pandemi  ile çöktü… Sermaye artı değeri pay etmediği için birikmişinden de vazgeçmek istemedi… Bir nebze vergi toplamadan ve yönetmede başarılı olan devletler, bir nefeslik atımlarını kullanırken bir yanda vergi kaynaklarını kaybetmeye başladı ve tekrar küresel sermayeye, vergi nimetlerine yöneldi… Bu mantığın varoluşunda,  üreten bir makine ya da insan olmasının üretim aracı olarak bir fark bulunmaması, maliyet sürecinde kırılan arızalan bozulan ve hurdaya çıkan olması  nasıl sorun değilse sakat kalan, çalışamaz olan ve/veya ölen de aynı şeydi değil miydi?… Yeni ve sağlamı ile değişen makineler gibi insanlarında sağlam ve yenileri(genç) ile yenilenmesi sorun değildi…

Devletler şu anda dünyanın her yerinde görev başında ve küresel sermaye düzenin işlerini organize etmek ile meşgul… Bu arada kültür endüstrisinin kurumları da eski alışkanlıkları ve mağdur bırakılmış müzakere süreçlerinde yaratılmış sermaye kaynaklı önerilerini sürdürmekte gibi. Bu süreç eski müzakerelerin dışına çıkarak artı değerin payında devletin rolü ve görevi başta olmak üzere yeniden tartışmalı ve yeni sorular üretmeli. Devletlerin vergi toplama kaynaklarındaki oranların pandami sürecindeki kaybı ile başlayan acele yerine, yeni normalde yeni tanımlara ihtiyaç olduğu gerçek olarak önümüze çıktı. Bundan sonrası sermaye merkezli yaklaşımdan doğa ve insan dengesini gözeten bir yönelim ile yeni sürecin müzakere edilmesi sanki heyecan veren sorulara öncü…

Bu gün Türkiye’de pandami sürecinde yaşanan tedavi merkezli, dünyaya göre görece başarının sırrı sağlık sisteminde küresel sermayenin dayattığı sistem ile devletçi merkezli sisteminin geçiş anında yakalanması ve devletçi sistemin varlığıdır işin asıl galibi (sağlık emekçilerinin eğitim süreçleri, eski normaldeki iş yükü ağırlığından gelen tecrübesi ve henüz devlet memuru olması da unutulmamalı… [Özel sektörde ki sağlık emekçilerinin  yükselen sesleri görünür kılınmasada]). Bu süreçte küçük Amerika hayalcileri ABD nin her şeyin özel sektöre devredilmiş halde bu süreçte yaşananları görüp devletin hani sahalarda hizmetten çıkmaması gerektiğini, toplanan verginin nereye harcanması gerektiğinin bir kez daha yüksek sesle tartışması gerek… Miyor mu?

Sanatçı ve sanat eseri, sermayede özgür olamayacağı gibi kültür kurumları da kar üzerinden kendilerini tanımladıkça kar zarar hesabına takılır, fon bulamayan kurum batar… Hiçbir müzedeki eser kişi ya da kurumun değil insanlığın ortak mirasıdır ve onun korunması devletlerin görevidir… Fon kaynağı devletlerce sağlanmalı…  ABD’nin fonlu müzeleri yerine devletlerin bütçesinden pay alan müzeler konuşulmalı… Tek merkezli küresel sermayeye dayalı dünyada, mutlak yeni bir denge denetim mekanizması yaratmalı… belki yeniden tanımlamış bir -izm….

Müzeler, ören yerleri, tiyatrolar, sinemalar… Ve Emekçileri… Ve de -“ tüketicileri”-… Bir düşünelim bakalım… Ama mutlaka bilinen cevaplı sorular dışında sorular ile ezberlerimizi bozmak üzere…

Tabi ki yeni süreçte dünyada devlet ve iktidar ilişkisi katılımcı, şeffaf ve evrensel hukukun yeniden daha demokrat ve geniş tabanda nefes aldığı bir devlet olarak sorulara hazırlanmalı. Sermayenin bu gün yaşadığı serbest dolaşım her alanda kendini var etmeli…

 

Çok sorulu sağlıklı günlere.

 

273 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın