• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Çiğdem Çimen: Çoçuklarımızın umudu İda Kitaplığı

Köy kahvelerinin, bir kütüphaneye ev sahipliği yapması kadar güzel bir şey olamaz. Zaten olması gereken bu değil mi? Kıraathaneler, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında hatta Mili Mücadele döneminde önemli toplumsal görevler üstlenmiştir.

İda Kitaplığı’nın ilk kütüphanesi, Bayramiç’in Çırpılar Köyü’nde geçtiğimiz şubat ayında açıldı. Bu kütüphaneyi sırasıyla Külcüler Ve Gedik köylerindeki kütüphaneler izledi. Dördüncü kütüphane, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, bin pınarlı İda’da bulunan Ayazma Tabiat Parkı’nın eteklerindeki Evciler Köyü’nde açılacak. Diğer köylere de kütüphanenin açılması bizlerin elinde. Geleceğimiz çocuklarımız için kitap bağışında bulunmaktan çekinmeyelim.



Köy kahvelerinin, bir kütüphaneye ev sahipliği yapması kadar güzel bir şey olamaz. Zaten olması gereken bu değil mi? Kıraathaneler, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında hatta Mili Mücadele döneminde önemli toplumsal görevler üstlenmiştir. Devrimlerin halka anlatıldığı, halkın okuma salonları olarak bildiği mekânlardı. Günümüzde de bu görevi İda Kitaplığı üstlenmiştir.

Bildiğiniz üzere pek çok köy okulunda taşımacılık sistemi uygulanıyor. Evciler Köy Okulu, birçok köyden gelen çocukların eğitim yuvası. Köylerdeki her kütüphane aslında bir okuldur. Bu durum İda Kitaplığı’nı neden desteklememiz gerektiğini çok daha iyi anlatıyor.



Bilgiye, en kısa zamanda pek çok kaynaktan ulaşabildiğimiz zamandayız. İnternetin olduğu her yerde öğrenciler, istediği zaman istediği bilgiye ulaşabilir. Kütüphanelerin devri bitti gibi düşünceler olabilir. Bayramiç’in köylerine ziyaret ederseniz durumun hiç de öyle olmadığını görürsünüz. Bazı ailelerinin ekonomik durumunun iyi olmadığını öğrenirsiniz. Çocuklarımızın ilgiye, sevgiye, yönlendirmeye ihtiyacı olduğunu anlarsınız. Aldığı kitabı hemen ertesi gün getiren öğrencilerin varlığı sizi sevinçten havalara uçurur. Onların gelecekte başarılı olacağına inanırsınız.

İda Kitaplığı’nın kurucusu, Emre Dursun ile uzun süredir iletişim halindeydik. Pandemi nedeniyle kütüphaneleri ziyaret edememiştim. Bayramiç’ten aldığım her haber beni çok mutlu ediyordu. Günlük yaşantıma devam ederken bir yandan da aklım oralardaydı. Artık Bayramiç’e gitme zamanı gelmişti. Kazdağları’nın eşsiz doğasında âdeta gizli bir cennet olan, elma ağaçlarının arasındaki köylere gitmeliydim. Çocuklarımız ile kitapların huzur veren kokusunu paylaşmalıydım. Bu duygu ve düşüncelerim ile çarşamba günü Bayramiç’e gittim.

Sevgili Emre Dursun beni karşıladı. Önce Evciler, ardından Çırpılar ve Külcüler Köylerine gittik. Bin tanrılı İda’da zaman nasıl geçti anlamamış olmalıyız ki Gedik Köyü’ne gidemedik. Bu köyümüzde bulunan, Metin Altıok Elma Çiçeği Kütüphanesi’ni, artık bir sonraki gidişimde göreceğim.

Çırpılar Köyü’ndeki kütüphane, Sibel hanımın işlettiği İda Kafe’de açılmış. Kendisi, biz kadınlar köyümüze de çocuklarımıza sahip çıkacağız diyor. Bir cumhuriyet kadını olarak sahip olduğu hakların bilincinde olan Sibel hanımın tutumu, İda Kitaplığı için büyük bir şans. Köyde bulunan diğer kadınlar için örnek teşkil ediyor. Aydınlanma elçisi olduğunu her halinden belli eden değerli işletmecimizi tanıdığıma çok sevindim. Kahvemi yudumlarken karşımda yüce Kazdağlarını görmek bambaşka bir mutluluktu. Köyün mutluluk dağıtan havası ruhumu birden sarıverdi. Bir ömür boyu kafede oturabilirim. Yoldan gelen geçen herkesin selamımı alacağını biliyorum. Çocuklarımızın böylesine güzelliğe sahip köyde büyüyor oluşu çifte bayram sevinci yaşattı. Güzel bir sohbetin ardından Çırpılar’a ve İda Kafe’ye veda ettik.

Gösterdikleri misafirlikten dolayı çok ama çok teşekkür ediyorum. Rüzgâr eşliğinde, kuşların sesinden başka hiçbir sesin ulaşamadığı işte Kazdağları böyledir dedirten masalsı orman yolu bizi Külcüler Köyü’ne ulaştırdı. Köylüler, Emre’yi tanıyorlardı. Beni ilke kez görmelerine rağmen hemen konuşacak konular bulduk. Kahvenin sahibi, çocukların kitaba olan ilgisini anlattıkça daha çok keyiflendik. Seyfettin amca, çocuklarımıza Atatürk ve yurt sevgisini aşılamamız gerektiğini söyledi. Birçoğu, zamanında Kazdağları’nın Edremit Körfezi’nde yer alan köylerine zeytin hasadına gelmiş. Anılarını anlattılar.

Yaşadığımız coğrafyanın değeri ve önemi konusunda hepimiz hem fikirdik. Çaylar içildi. Çocuklarımızın geleceği için iyi temennilerde bulunuldu. Yeniden görüşmek üzere onlar ile de vedalaştık.

Bayramiç’ten ayrılırken dedim ki; İda Kitaplığı ve Kazdağları belli bir zaman dilimine sığmaz. Bulduğum her fırsatta soluğu güzelim köylerimizde almalıyım.
264 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın