• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

CEM SAY: OSMANLI’DA BİLİM- 1

Yıl 1575. Müneccimbaşı Takiyüddin, padişah 3. Murad’ı dünyanın en iyi gözlemevinin İstanbul’da kurulması için on bin altın vermeye ikna ediyor.

(Takiyüddin zamanının en iyi astronomlarından, ama bilim yapmak için gerekli kaynağı padişaha yıldızların gelecekle ilgili neler söylediğine ilişkin hikayeler uydurarak edinebiliyor.)

İşe bakın, aynı yılda Danimarkalı gökbilimci Tycho Brahe da kendi gözlemevini kurmak için gerekli parayı kendi kralından koparıyor. Brahe’yı duymuşsunuzdur; o Kepler’e el verecek, sonra Galileo “Dünya yine de dönüyor işte!” diyecek, insanlık Evren’deki yerini anlayacak, üstündeki ölü toprağını atacak, bilim devrimi başlayacak!

Peki ama Takiyüddin’in adı bu bilim öncülerinin arasında niye yazılı değil? Batılı tarihçilerin oyunu mu? Bakalım:

Takiyüddin’in gözlemevi Tophane sırtlarında kuruluyor. Astronomlar çalıştığı büyük binada bir de kütüphane var. “Küçük Rasathane” diye anılan diğer binada ise cihazlar bulunduruluyor. Gözlem cihazlarını Takiyüddin kendisi imal ediyor. Daha teleskop icat edilmemiş, gözlem çıplak gözle yapılıyor. Gözlenen cismin gökteki yerinin ve görülme zamanının hassas ölçülmesi önemli. Takiyüddin’in cihazları, çağının en duyarlı olanları!

1577’de çok parlak bir kuyrukluyıldız Dünya’nın yanından geçiyor. Gezegendeki neredeyse herkes gibi Takiyüddin ve Tycho da bu müthiş gök olayını izliyorlar. Bu gözlemler sayesinde tarihte ilk kez kuyrukluyıldızların Ay’dan daha uzakta olduğunu kanıtlayabiliyorlar. Ay’ın ötesinde göklerin değişmez olduğuna dair Aristo’dan kalma inanış çöküyor.

O kuyrukluyıldız bugünkü adlandırma kurallarına göre “C/1577 V1” diye anılıyor. C/1577 V1’i bugün göremiyoruz. Şu anda nerede olduğu hakkındaki tahminlerimizse tümüyle Brahe’nın kaydettiği 24 gözlem noktasına bir eğri oturtarak yapılan hesaplara dayanıyor ve büyük hata payı içeriyor. Peki ama neden sadece Brahe’nın verileri kullanılıyor da Takiyüddin’in daha sağlıklı gözlemleri hesaba katılmıyor? Sabredin…

Padişah kuyrukluyıldız hakkında bilgi istiyor. Yanlış anlamayın; gökcisminin ne olduğuyla, neden parladığıyla, nereden gelip nereye gittiğiyle filan ilgili değil. Merak ettiği, kuyrukluyıldızın gelecek hakkında neler söylediği. Takiyüddin hemen göklerin müjdelerle dolu olduğunu, ülkeyi bir mutluluk devrinin beklediğini, İranlılara karşı ordumuzun başarılı olacağını uyduruyor.

Ne yazık ki o sıralar Takiyüddin’in saraydaki en büyük destekçisi olan Hoca Saadettin, Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin Efendi’yle çekişme halinde. 1578’de İstanbul’da görülen ve saraydan da birkaç can alan veba salgını şeyhülislama bir koz veriyor. “Takiyüddin ve ekibinin yıldızlara bakma bahanesiyle meleklerin bacaklarını gözlediği” söylentisi cehalette kimseden aşağı kalmayan saray kadınlarının da etkisiyle padişahın kulağına gidiyor.

Şeyhülislâm yemiyor içmiyor, padişaha konuyla ilgili bir “rapor” sunuyor. Raporda gözlem yapmanın uğursuz olduğu, gökyüzünün sırlarını bulmaya çalışan devletlerin hepsinin battığı, bir memlekette zic (gökbilimsel almanak) hazırlanacak olursa o memleketin mamur iken harap, devletin binalarının da deprem ile toprak olacağı ifade ediliyor.

Ödü patlayan padişah, kendinden beklenen kararı hemen veriyor: “Derhal yıkıla!”

Yıkım

1580 yılının Ocak ayında Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa padişahın gönderdiği Hatt-I Hümayun gereği büyük bir suç işlemek zorunda kalıyor. Önce Güneş’in gölgesinin ölçülmesi için hazırlanan halatı kesiyor. Sonra gündüzün kimi yıldızları görmek için inilen (evet, çok ilginç!) derin gözlem kuyusunu taşla dolduruyor. Sonra da bizim donanmamız bizim gözlemevimizi kütüphanesiyle, eşsiz cihazlarıyla birlikte top ateşiyle taş üstünde taş kalmayacak şekilde yok ediyor. Bugün tam yerini bile bilmiyoruz.

Ecdadın bilim alanındaki tek başarısı bu değil elbet. Bir yazıya sığmaz. Devam ederiz.

 

http://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/cem-say/osmanlida-bilim-1

 

 

374 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın