• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

ÇANAKKALE ATİKHİSAR BARAJI'NA SAHİP ÇIKIYOR: 'ALTIN'CI FİLO KİRAZLI'DAN DEFOL!

Çanakkale‘nin tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı‘nın su toplama havzasında Kirazlı altın madeni işletmesinin geçici ruhsat almak üzere çalışmalara başlaması, Çanakkale halkını ve sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi. Yıllardır Kaz Dağları ve

Çanakkale‘nin tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı‘nın su toplama havzasında Kirazlı altın madeni işletmesinin geçici ruhsat almak üzere çalışmalara başlaması, Çanakkale halkını ve sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi. Yıllardır Kaz Dağları ve çevresinde altın madenciliğine karşı mücadele veren yaşam savunucuları, Kirazlı köyündeki Balaban Tepesi’ne yürüyerek ‘Altın’cı filo, Kirazlı’dan defol’ mesajı verdi. 

Çanakkale’deki doğa yürüyüş gruplarının da katılımıyla 150 kişi, 2 Nisan Pazar günü Çanakkale’nin Kirazlı köyünde toplanarak Balaban Tepesi’ne yürüdü. . Yaklaşık 8 kilometre süren yürüyüşün sonunda altın madeni şirketlerinin siyanürle altın arama hazırlığında oldukları Balaban Tepesindeki orman gözetleme kulesine Türk Bayrağı ve Altıncı filo, Çanakkale’den defol yazılı pankart asıldı. Orman gözetleme kulesinin tepeden kaldırılmak istenmesine ve altın şirketinin bölgede faaliyete geçme çalışmalarına tepki gösteren grup adına, kulenin üzerinde basın açıklaması yapıldı.   

Bölgeyi tanıyan İda Dayanışma Derneği üyesi emekli öğretmen İbrahim Gül’ün yaptığı açıklamada, şirketlerin Balaban tepesinde altın aramasına ve Atikhisar Barajına siyanür karışmasına asla izin vermeyecekleri ifade edilirken, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’ndan, maden ruhsatlarının iptal edilmesi talep edildi.  

Çanakkalemizin biricik içme suyu kaynağı Atikhisar Barajımızı korumaya, savunmaya geldik. Şu anda Kirazlı - Balaban tepesinde bulunuyoruz. Sağımızda bin pınarlı Kaz Dağları’nın Sarıkız zirvesini görüyoruz, önümüzde bereketli ormanlar, vadiler. Etrafımızda Yumrudağ, Tatar Gediği, Kayalıdağ, Aladağ, Çatalkaya, Kirazlı Tepesi. Bu tepeleri içine alan 3o km’lik çember, Atikhisar Barajımızın en kıymetli su toplama havzasıdır. Buradayız çünkü duyduk ki altın madencileri bu bulunduğumuz tepeyi dinamitlerle patlatıp öğütmek istiyorlar. Siyanür havuzlarıyla işletme yapmak istiyorlar. Biz asla buna izin vermeyeceğiz. Başka içecek suyumuz yok. Duyduk ki bu tepedeki orman gözetleme kulesini de yıkıp karşı tepeye götüreceklermiş. Asla izin vermiyoruz. Bu kuleye Türk bayrağımızı hep beraber astık, kule de, bayrağımız da burada kalacak. 

“Maden ruhsatları iptal edilsin” 

Bugün Çanakkale’ye gelen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’na sesleniyoruz, bakanlığın doğal görevi, ormanlarımıza ve sularımıza sahip çıkmaktır. Altın madencilerinin ruhsatları iptal edilsin, milyonlarca ağaç kesilmesin, dağlar patlatılıp öğütülmesin. Bu dağlardan altın çıkaracağız diye on yıllığına gelip buraları katleden şirketler gidincederelerimize, Atikhisar Barajımıza dolmuş binlerce ton siyanürlü çamur, kurşun, civa, arsenik kalacak Atikhisar Barajımız ‘atık hisar’ barajı, zehir çukuru olacak. Dağlarımıza ve suyumuza sahip çıkıyoruz.  Altın madenlerinin ruhsatlarını iptal edin.” dedi. 

Basın açıklamasının ardından grup Kirazlı – Balaban mesire alanına yürüyerek Çanakkale Belediyesi’nin sağladığı araçlarla ve kendi imkanlarıyla gelen Çanakkale halkıyla buluştu. Yaklaşık 500 kişinin katılımıyla çeşmenin başında gerçekleşen basın açıklamasında, İda Dayanışma Derneği Başkanı İlhan Pirinçciler, Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı’nı bekleyen  tehlikelere dikkat çekti:   

Balaban’daki bu tarihi çeşmenin yanında, 1934 yılında İran Şahı Pehlevi ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün acı kahve içtiği bu çınarın dibinde tarihi bir buluşma yaşıyoruz. Bizler, Kaz Dağı yöresinde, Biga Yarımadasında, Çanakkale’den Bandırma’ya, Karabiga’dan, Ezine’ye, Ayvacık’a, Küçükuyu’dan Edremitbu bölgenin yaşam savunucularıyız. Yaşam hakkımızı elimizden almaya çalışanlara itiraz eden insanlarız. Çan Termik Santrali’nden bu yana 20 yıldır emperyalist, kapitalist şirketlere karşı savaşıyoruz. İşte o büyük şirketler, şimdi de Kirazlı Dağı - Balaban Tepesi’nden Atikhisar Barajı’na doğru büyük cehennem çukurları açacaklar. Çanakkale'nin, en az 120 bin kişinin içme suyunun toplama havzasında, derinliği 400 metre, çapı 300 metre derinliğinde dev çukurlar açarak altın arayacaklar. Buradan Atikhisar Barajı kuş uçusu 12 km. Bütün bu vadiler, ormanlar, Atikhisar Barajımızın, Çanakkale’nin tek içme, kullanma baraj gölümüzün su toplama havzası zehirlenecek.   

İda Dayanışma Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Çan Çevre Platformu’nun da destek verdiği eylemde, Atikhisar Barajı’nın zehirlenmesine karşı Çanakkale halkıyla birlikte takipte oldukları ifade edildi:  “Sivil toplum örgütleri, Çanakkale halkı, doğa yürüyüş grupları olarak Atatürk'ün 'Tabiata saygı, aklın vicdanıdır' sözünü anımsıyoruz. Vicdanlı insanlar olarak, Atikhisar Barajı’nın, suyunu içtiğimiz, o suyla sulanan tarımsal ürünleri yediğimiz, hayvanlarımıza su içirdiğimiz barajın zehirlenmesini istemiyoruz. Biz bugün burada 500 kişi, 120 bin Çanakkale yurttaşının temsilcileriyiz. Havamızı, toprağımızı, bu çeşmeden 100 yıldır akan suyu siyanürle, ağır metallerle kirleteceklere karşı hayır diyoruz. Bu dağların elmasını, kirazını, çileğini yiyen, bu dağlardan su içen, buğdayıyla beslenen, bu dağların köylerinde yaşayan insanların bu dağlarda hem hakkı var, hem de bu dağlara borcu varBaşımıza gelecek felaketi herkese anlatmak zorundayız. Çanakkale Belediyesi yanımızda. Biz bu şirketle davalığız. Bu davamızı, buradaki 500 kişi 50 bin kişi olup el ele, kol kola Çanakkale'den Atikhisar Barajına kadar insan zinciri yapana kadar uğraşacağız. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu bugün Çanakkale'de. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Karadeniz yaylalarından, derelerinden, Toroslara, Kaz Dağından Munzur'a, Diyarbakır Hevsel bahçelerine kadar havamızı, dağlarımızı suyumuzu, derelerimizi talan edecek projelere izin veren iki bakanlıktır.  Onları da burada protesto ediyoruz. 

Halkın, belediye meclisinden talebi var:  

İlhan Pirinçciler, Çanakkale Belediyesi’nin nisan ayı meclis toplantısının gündeminde Kirazlı Maden İşletmesinin de olduğunu bildiklerini, toplantıdan, madene izin verilmemesi yönünde emsal bir karar beklediklerini dile getirdi:  

Bu madenler sadece Çanakkale’nin sorunu değil, hepimizin meselesi. Bu tepelerin ardında Bayramiç var. Tepede açacakları cehennem çukurları, siyanürlü yıkama ile arayacakları, çökertecekleri metalik madenler, Bayramiç’in su toplama havzasını da kirletecek. Madenciler Kirazlı muhtarına söz vermiş, bu çeşmeye birşey olmayacak diye. Atikhisar Barajı ne olacak, Bayramiç ne olacak? Şu dağlardan altın, kurşun, arsenik, selenyum, civa çıkınca, siyanür akınca ne olacak? Nereden, kimden alıyorsunuz bu cesareti? Çanakkale’de yaşıyoruz, çeşmesinden su içiyoruz, suya para veriyoruz. Hem suya para vereceğiz, hem suyumuza siyanür, ağır metaller karıştıracaklar, bu nasıl iş?  Çanakkale Belediyesi’nden, Çanakkale'nin su toplama havzasında, Kirazlı - Balaban tepesinde siyanürlü altın madeni işletmeciliğine izin vermiyoruz şeklinde karar çıkmasını talep ediyoruz. Üç gün önce Orta Amerika ülkesi El Salvadorda şirketlerin maden aramasını yasaklamış. El salvador nere, Çanakkale nere?  El Salvadorun yaptığını Çanakkaleliler de yapar.” 


CHP İl Genel Meclisi Üyesi, Ziraat Mühendisi Hicri Nalbant, maden şirketlerinin köyleri dolaşarak yalan söylediğini, Atikhisar Barajı’ndan su almalarına da barajı zehirlemelerinde de izin vermeyeceklerini söyledi: 

Altın tekelleri, altın aramak için Kaz Dağlarını delik deşik ediyor. Fırsat bulurlarsa işletmeye de geçecekler. Bunlardan 8 - 9 tane işletme şu anda hazırlık yapıyor. En önemlilerinden biri de Kirazlı işletmesi. Ağı Dağı’nda,  Lapseki’nin Şahinli köyünde de hazırlık yapıyorlar, diğerleri de arkadan geliyor. Bu işletmeler suymuş, barajmış, ağaçmış, insanmış hiç birine bakmadan, buradan altın çıkarıp kendi ülkelerine götürmek için çalışıyorlar. Bunlar yabancı şirketler. Ürettikleri altının tamamını yurt dışına çıkaracaklar, hem de çok ucuz fiyatlarla. Biz yine kendi altınlarımızı yurt dışından pahalı fiyatlarla alacağız. 5 yıl önce bu köyde, adı geçen şirket ÇED halkı bilgilendirme toplantısı yapmıştı. Aynı gün Kirazlı köyünde de ÇED halkı bilgilendirme toplantısı vardı. Kirazlıdaki toplantıya şirketin adamlarını soktular, bizi sokmamak istediler. Kızılelma köylüleri ayaklandı ve bizleri köye aldılar. Şirket orada toplantı yapamadı. Ardından burada toplantı vardı, geldiğimizde kolluk güçleri köyün etrafını çevirmişti, 250 kişi köyün dışında bekledik, içeri giremedik. 

Bu çok uluslu tekeller, 1915’te boğazı geçemeyenlerin şirketleri, emperyalistlerin torunları 

Hicri Nalbant, şöyle devam etti: Ellerini, kollarını sallayarak Kirazlı köyüne girecekler ama biz yurt severler, doğaseverler bu topraklara giremeyeceğiz, böyle bir şey var mı? Şimdi yine buralarda dolaşıyorlar. Her şeylerini de yalan üzerine kurmuşlar, yukarı köylerde dolaşırken demişler ki sizin köye bir şey olmayacak, tesisi diğer köye kuracağız, öbür köye de gidip aynısını söylüyorlarmış. Kirazlıya da size bir şey olmayacak, Bayramiçin köylerine olacak demişlerBu madenin suyu yok. Suyu olmadığı sürece burada işletme açamazlar. Atikhisar Barajından da damla su alamazlar. Burası Mustafa Kemal’in toprakları, kahve içtiği yer. Bugünkü kalabalık kartopu gibi katlanarak büyüyecek. Altın tekelleri de bir süre sonra buraları terk edecekler. Ya terk edecekler, ya terk edecekler, başka yolları yok. İş birlikçileriyle beraber gidecekler, iş birlikçileri de hesap verecekler.” 

Basın açıklamasının ardından yapılan pilav ve ayran ikramının ardından kalabalık dağıldı.  

 

Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   108 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 33° 22°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam146
Toplam Ziyaret357502