• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Umut Erdoğan: Bilinmeyen Özgürlüğü Tüketmek

Kimliklerini satın aldıklarıyla inşa eden özgür modern tüketiciler; kaydıraktan kaymayı seçen ya da salıncakta sallanmayı seçen özgür tüketiciler.

Evrenselliğin aldatmacası, evrensel olan değerlerin kimlerce tanımlandığının sorgulanmasında kendini ele verebilir. Evrensel bir özgürlüğün aldatmacası, “evrensel bir özgürlük” tanımını yapan grubun özgürlükten ne anladığına ve neyin yokluğu doğrultusunda var olacak bir özgürlükten bahsettiğinde yatmaktadır. Zira özgürlük, özgürlüğün olmadığı sınırlara muhtaçtır ki varlığından bahsedilebilsin.
Küreselleşmenin aldatmacası da evrensellik iddiasıyla peşine takıp sürüklediği şeylere benziyor; mesela küresel bir adalet, küresel bir barış, küresel bir pazar, küresel bir özgürlük. Evrensel değerlerin tanımları yeni küreselleşme amaçlarına, operasyonel tanımlara dönüştürülmüş haldedir. Böylece artık tanımlarla iş yapılabilir; bir yandan toplumlara bir yandan bireylere, bizzat davranışlarına, tutumlarına böyle oynayabilirsiniz. Tanımların peşinden de pratikte bu tanımların toplumda nasıl karşılık bulacağını planlamak lazım; mesela evrensel özgürlük tüketim toplumunda toplumlara/bireylere nasıl sunulacak? Yani, tüketim toplumunda insanlar nasıl kendilerini evrensel bir özgürlüğe giden yolun içinde bulduklarını sanacaklar?
Tüketimin evrenselliği, pazarın küreselleşmesi tüketiciler için bir eşitlik büyüsünü pazarlarken insanların insan olması gibi basit şeylerden ve emperyalizmin saldırganlığının altında yatan, kültürel kodları çözümlemek ve bunları inşa etmek gibi pratiklerden faydalanır. Çünkü, bizim örneğimizde mesela, tüketim toplumunda tüketicinin davranışlarına ulaşmak ve bunlara etki etmek gereklidir. Bunlar da kültürlerden yani toplumların dahil olduğu süreçlerden bağımsız düşünülemez. Örneğin artık tüketerek, tüketimlerini dışavurarak, tükettiği her şeyden çevresini, dahil olduğu grubu haberdar etme ihtiyacı hissederek yaşayan tüketicilerle çevriliyiz. Çünkü tüketim toplumunda kimlik, tüketime bağımlı kılınmıştır; kimlik tüketimden bağımsız hale gelemeyecekmiş gibi kuşatılmıştır diyelim ya da.

Tüketerek kimlik oluşturma, bir özgürlük olarak istediği marka ürünü kullanma, kendisi için egemen sınıfça tanımlanmış özgürlük tanımı içinde, yani bir nevi oyun parkında sınırları belli bir alan içinde özgürce (!) koşturan çocuklara dönüşen tüketiciler böylece özgürleşir. Kimliklerini satın aldıklarıyla inşa eden özgür modern tüketiciler; kaydıraktan kaymayı seçen ya da salıncakta sallanmayı seçen özgür tüketiciler.
Tabakalaşmanın bir idare yöntemi olarak önemi, tüketimin evrenselleştirilmesinde önemini gösterir; dev bir pazarın idaresinde kimin, nasıl denetleneceğine yönelik doğrudan hedefe uygulanabilir politikalar üretilmesinde tabakaları oluşturmanın ve sonrasında onları kullanmanın işlevi vardır. Tüketim üzerinden, toplumsal hiyerarşi kendisini keskinleştirmek için daha fazla fırsat bulur. Bir yandan da tüketim toplumunda, tüketerek özgürleşme iddiası demokrasi ile desteklenmektedir. Tüketimin özgürlük ile olan bağı, demokrasi ile olan bağından ayrı kurgulanmamalıydı. Bu yüzden demokrasi de yeniden operasyonel bir tanıma giderek, evrensel tüketim toplumu inşasında bu tabakalaşmanın tüketime yönelik kurgusunda yeniden kurban edildi. Eşitsizlik üretimi, demokrasiyle kapatıldı; demokrasi tüketimin tabakalaştırıcılığında özgürlük vaadinin içinde bir büyüleme vasıtasına dönüştürüldü. Örneğin bir ev sahibi olan ama ikinci bir ev sahibi olamayacak olan bir birey, tüketim toplumunda ilk ev sahipliğini ve ikinci eve sahip olamama durumunu aslında bir özgürlük ve demokrasi sonucu olarak değerlendirmeye başladı. Çünkü bu toplumda bu şartlar altında kendisi elindeki imkanlar (!) sonucu bir ev alabildi ancak ikinci bir evi alamayacak. Bunun ötesinde, bir evi olmayan ve bir evi asla olamayacak olanlar ya da üç evi olan ve altıncı evini alıp bunu birazdan kiraya verecek olanların da olduğu başka toplumsal tabakalar da olduğunu düşünün. Bunun aslında bir tabakalaştırma politikası olarak tüketimle oluşturulduğunun en iyi gizlenmesi, harcamaların yapılabileceği demokratik ve özgür bir alan büyüsü içinde herkesin eşit şartlardaymış gibi tüketebileceği bir toplum varmış gibi göstermek. En nihayetinde evrensel kavramları bozup yeniden kurgulamanın basit bir sebebi olamazdı?
Tüketimde üretilenin eşitsizlik olduğu ve evrenselleştirilenin aslında tüketim üretiminin, sonucunda da yine eşitsizlik olduğunu görmek tüketim, reklamcılık, pazarlama iletişimi vb. ötesi için de başka cevapları verebilecek bir sonuca götürür.

http://www.muasir.org/2017/11/05/bilinmeyen-ozgurlugu-tuketmek-umut-erdogan/
Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   60 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 17° 11°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam821
Toplam Ziyaret498204