• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Sema Acar

Sema Acar
semaacar17@hotmail.com
Çanakkale Çanakkale'dir
19/01/2018

2012 de Yedi Büyük Günah… Bir “Yırtık Don” Projesi isimli kitabında suç ortaklarım dediği iki kişiyi de yanına alarak işlediğini söylediği yedi büyük günahtan biri Çanakkale’nin adının Troya olması…Kitabında kurgu ile bunu başarıyor ve Çanakkale’nin adını Troya yapıyor yapmasına ama yetmiyor  geçen gün  2018 Troya Yılı’nın rüzgarını da arkasına alarak sermayeye ve ranta selam çaktığı yazısında ise “Benim eskiden beri görüşüm şu. Çanakkale’nin adı Troya olarak değiştirilmelidir... Yapılan köprünün adı Troya olmalıdır” diyor eski bir genel yayın yönetmeni…

Bu adamı ve bu önerilerini birileri ciddiye alır ve uygular mı? Derseniz sanmam.

Bir vizyoner olarak kendisi Kanal İstanbul  Projesini anlamış ve  onaylamış, adının Troya konmasını istediği Çanakkale 1915 Köprüsünü de onaylamış, hızlı trenleri de eklemiş mega bir kente ulaşmış…   Ve “Hemen itiraz etmeden bir düşünelim diyorum....” diye de bitirmiş yazısını.

“ Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” diyen  Uğur Mumcu’yu  bir kez daha haklı çıkaran  kerameti kendinden menkul bu şahıs yine de sinir uçlarınızı harekete geçiriyor.  Haddsiz densiz ve cahil kaleminden çıkan altı boş cümleleri hiçbir araştırma yapmadan, bir şeyler okumadan, hatta kalkıp buraya gelmeden kurabilmiş. Kanal İstanbul, köprüler,  hızlı trenleri yazmak, bir yerlere su taşımak istiyorsan taşı da Çanakkale’yi buna neden alet ediyorsun be adam…

“Çanakkale uydurulmuş bir isim... Osmanlı döneminde şehrin adı başka...Cumhuriyet döneminde bu ismin nasıl konduğuna dair doğru dürüst bir belge bile yok...Nereden baksanız suni bir isim Çanakkale...Çanakkale Savaşı olurken bile adı Çanakkale değildi...Bütün dünya o savaşı “Gelibolu Savaşı” olarak biliyor...” Bu cümleler Özkökcüğe  ait.

Bu adamcağızla ilgili daha fazla cümle kurmaya gerek yok… Biz Cevat İnce ile şöyle Çanakkale’nin geçmişinde dolanalım geçmişi hatırlayalım, hatırlatalım buraya koyalım… Aklı evveller de belki nasiplenir…

Bende bilgi sahibi olmak için bilgi sahibi olduğuna inandığım Sevgili Cevat İnce’ye sordum; Çanakkale “uydurulmuş” bir isim  mi? Çanakkale Troya olabilir mi? Köprü? Turizm?

Başlayalım o zaman … Sevgili Cevat İnce ile   dolaşalım Çanakkale’nin, Gelibolu’nun Truva’nın geçmişinde…

Cevat Bey konuşmasına ““Truva’nın  tarih içinde doğrudan hiç Çanakkale ilişkisi yok”  ” diye başlıyor ve devam ediyor “ Truva herkes tarafından biliniyor ama Çanakkale ile ilişkisi kurulmuyor. “

“Neden ilişki kurulmuyor?Çünkü o farklı bir kent. Truva, Cumhuriyet dönemindeki siyasi atlasta  Çanakkale il sınırları içinde kalmış kent . 

Çanakkale ise; kendi başına gelişmiş ve kendisinden önce hiçbir yerleşimi olmayan bir kent. Altında hiçbir yerleşim yok. Hemen yakınında Dardanos var, hemen yakınında Abidos var. Mesela ben Abidos’a daha yakın hissediyordum kendimi. Çünkü eğer bu gün Çanakkale’nin kırsalı Abidos’sa yani Karacaören Ovası ise o dönemde de Abidos’un kırsalı Çanakkale idi. Birbirleri ile bağlayacaksam bir yerleri Abidos’la bağlarım. Truva ile bağlamam. Çünkü Truva buradan yani o dönemi gözünüzün önüne getirdiğiniz zaman o buradan oldukça uzaktadır

Ha şöyle bir şey var; Anadolu konfederasyonundan söz edebiliyorsak Truva konfederasyonundan söz edebiliyorsak konfederasyon Truva’dır belki, içindeki en güçlüsü lider şehir devleti ama bir Çanakkale değildir hiçbir zaman için. 

O kendisine has kendi coğrafyasında yetişmiştir ve Çanakkale’nin kıymetli bir değeridir. Bu günkü fiziki ve siyasi coğrafyası içinde Çanakkale’ye iki tane çok güçlü değer atfediyoruz. Biri Gelibolu 1915 diğeri Truva. İki tane destanın ortasında bir boğaz ama iki tane destanın ortasındaki kent değiliz. Çünkü kent başlı başına başka bir hikaye

Çanakkale’nin ismini değiştireceksek Fatih’i nereye koyacağız?

Fatih Sultan Mehmet’in  İstanbul’u kuşatmadan önce boğaz güvenliğini sağlamak için  yaptırdığı Kale-i Sultaniye’den sonra  kent çok uzun süre garnizon kenti olmuş. Sadece savunma yani . Şu var;  şu an da tam makalesini bulamadım ama buraya ilk yerleşikleri taşıyan da Fatih. Zorunlu göçler vardır Fatih’in uyguladığı. Coğrafyayı birbirine bağlamak adına, orda hayatın sürmesi için. Buraya iç göç yapıyor Dardanos’tan. Rum göçü. Burada yerleşim oluşsun diye bilinçli bir iç göç hareketi yani. 

Şöyle de bir şey var. Buraya bir isim verme arandığında mesela AlexandriaTroas  Bölgesine bir dönem ”Eski İstanbul” deniliyor.  Hatta İstanbul’u buraya getirme başkent yapma gibi bir düşünce var ama bölge gelişmiyor bu düşünce de  öylece kalıyor.

Şimdi tam da günümüzde ise bu komik bir şekilde hala devam ediyor. Özkök yazısında diyor ya uydurulmuş bir isim diye; Çanakkale 1915 fotoğraflarında yabancı basında dahil eski fotoğraflara   baktığınızda   üzerlerinde C.bayır  , Ç.kale, Ç.kula , Chanak gibi   hep Çanakkale’nin kısaltmasını görürüsünüz.   Uyduruk bir isimse bir yerlerde uydurulduysa bu isim yakında uydurulan bir isim değil. Aslında uydurmak kelimesinden daha çok yakıştırılıyor.   Bir yere bir isim verilirken yakıştırıyorsunuz da veriyorsunuz. O’nu bir şeye benzetiyorsunuz…

Çanakkale ismi ile ilgili iki söylence var.   Bir tanesinde seramik yapımından dolayı, diğerinde ise konumunun bir çanak şeklinde olmasından dolayı bu ismin verildiği söylenir. Özellikle Çanakkale ismi seramiğin piyasaya dönüşümü ile birlikte kullanılmaya başlıyor. Çanakla, seramikle bir ilişkisi var… 

Çanakkale ismi aslında ilk kale için Sultanın Kalesi Kale-i Sultaniye için kullanılıyor. Daha sonra oraya Çimenlik ismi yakıştırtılıyor çünkü kent Çanakkale’yi kullanmaya başlamıştır. Uydurulan bir şey varsa o da Çimenlik Kalesi’nin ismidir, o uydurulmuştur. Çanakkale bir yakıştırma, benzetmedir.  Dolayısıyla bir uyduruk isim demek yanlıştır. Bir de “Osmanlı’da başka isim kullanılmışta, Cumhuriyet döneminde bu ismin nasıl konduğuna dair doğru dürüst bir belge bile yok” gibi cümleler var oysa Cumhuriyet’ten çok önce kullanılan bir isim. Bu kadar basit mi yani hiç uzağa gitmeden 1915 kent fotoğraflarına baktığımız zaman hepsinin üzerinde Çanakkale ya da Dardanelles yazıyor. Dardanelles diye çıkan fotoğrafların çoğu Gelibolu fotoğrafıdır. Dardanalles bu kentin kullandığı isimlerden bir tanesi. Boğazın kullandığı bir isim çünkü.

O zaman Troya boğazı mı diyeceğiz?

Boğaz tarihte her dönem bir isim almış ve bu isimler Boğaz’la birlikte hareket etmiş sonunda yine kentin aldığı isim Boğaz’ın aldığı isim olmuş: Çanakkale.

Hellespont da bir dönem boğazın adı.

Yani şimdi dikkat edin kent Kale-i Sultaniye yani Sultan’ın Kalesi döneminde Bahr-ı Sefid ismi Boğaz için kullanılıyor. Kale-i Sultaniye Boğazı diye de geçiyor. Bazı yazışmalarda Kale-i Sultaniye ismi Boğaz için de kullanılmış. Bahr-ı Sefid  ismi de boğazın kullandığı bir isim. O zaman Osmanlı’da kentin merkezi Gelibolu, kentin merkezi Biga …      

Yani boğaz için kullanılan isimler kent için kullanılmış, kent için kullanılan isimler boğaz için kullanılmış

Ama tarihin hiçbir döneminde Troya Boğaz’ı denmemiş..

Troya ile hiçbir ilgisi yok çünkü.

Troya Boğaz’ın girişinde bir kent.

Boğazın girişinde olduğu için Troya deniyor…

Çünkü Boğaz’ı geçemedikleri için Troya oluşuyor…

Gemiler boğazı geçebilseydi Troya diye bir kent olmayacaktı ama Çanakkale bir gün olacaktı.

Boğazın hemen girişinde Kumkale’nin üstünde Troya. Neden orda gelişiyor? Rüzgârdan dolayı gemiler boğazı geçemediği için ticaret oraya gelemiyor oradaki liman  kullanılarak, ticaretle bir kent oluşuyor. ”Troya’nın zenginliğini rüzgâr getirdi “ cümlesinde kastedilen rüzgârın tarlaya getirdiği bir zenginlik değil. Rüzgâr denizi kullandırtmadığı için Troya boğazın girişinde zenginleşiyor.

Boğazın içinde bir kent değil Troya

 “ Kale düşerse kent düşer, kent düşerse çarşı düşer, çarşı düşerse yaşam biter.”

Fatih buraya kaleyi getirmişti. Merkezde modern kentler mantığı ile düşündüğümüzde antik dönemden itibaren kentler bir kale ile gelişir. Modern kentte ne oluyor kamu yapılarının bir araya toplanması ile kent oluşuyor. Kent olması için kale, çarşı ve idari mekanizma  olması gerekiyor. Kırsal kentler ayrı.

Babakale bir şehir olarak inşa ediliyor, kamu yapıları camisi yapılıyor. Osmanlı zamanında planlı kurulan bir kent. Mesela Gelibolu, ilk kent merkezi daha doğrusu eyalet merkezi… Bahr-ı Sefid kent merkezi sonra... Öncesinde Biga sancağı… Osmanlı bu şehirleri boğazın güvenliği için tedbir için kuruyor.

ÇOMÜ Turizm Fakültesi Dekanı, sanat tarihçisi Ali Osman hocanın çok güzel bir tespiti var. Çanakkale Osmanlı zamanında kurulan bir şehir değil gelişen bir yerdir der. Osmanlı da kurulan kale yani savunma yapısı etrafında gelişen kent. Kendisi kontrol dışında gelişiyor.

İstanbul bu kent ile bir şekilde ilişkili olmuş. Bir dönem de İstanbul’a bağlanmış Çanakkale idari olarak. İstanbul’a bağlanmak bu kentin kaderinde var, birileri   bu  coğrafyayı İstanbul’a bağlamayı hep düşünmüş. Ama Çanakkale Çanakkale’dir.

Çanakkale’nin ismi bu kentin kendine has yapısı özellikleri içinde büyümüştür

Ve Çanakkale’deki   yapı Anadolu’nun hiçbir yerinde hatta dünyanın pek çok yerinde gözükmeyen bir yapıdır. Çok kültürlü bir kenttir, buradaki oluşum tek başına bir kültürün baskısıyla oluşmamıştır ve tek bir oluşuma açık kalmamıştır. Bütün herkesi kucaklamıştır Çanakkale

Arkadaş tamamen ranta dayalı tarihsel hiçbir bağı olmayan bir önermede bulunmuş oradaki en kötüsü de İstanbul’un Çanakkale rantına göz dikmesi. Bu da yeni bir şey değil. Bunun söylediği sadece kendi hayali değil, hızlı tren hayali falan plancıların programcıların hayali. Bir köprünün bir kente karşıdan karşıya geçmenin dışında bir faydası nasıl olur? Onu bilmiyorum.

Çanakkale savaşları demiyorlar

Çünkü savaşı iki parçada görüyorlar. Deniz Savaşları ve  Kara Savaşları. Çanakkale bir siyasi yönetim, bir siyasi coğrafya olarak düşünülmüyor gerçek coğrafya üzerinden isimlendiriliyor ve 1915 Gelibolu Savaşları deniliyor. Hatta  Gallipoli Campaign   yani Gelibolu’ya Harekât deniyor.  Çünkü Yarımada, kara savaşlarının geçtiği yer Gelibolu olduğu için. Deniz Savaşları ise Boğaz’da olmuştur.

Bir köprünün altında yaşamamışlar köprüye en çok heyecan duyanlar.

Her tarafı denizlerle çevrili bir kentte denizi kullanmıyorsun karayolu yapıyorsun ve o köprüyü kullanacak olanlarda köprünün çevre yolu ile vereceği zararı düşünemiyorlar. Ben İstanbul’da boğazda 1.köprünün altında Beylerbeyi Astsubay Hazırlama Okulu’nda 4 yıl görev yaptım, o köprünün bir şehre nasıl zarar verdiğini ancak altında yaşayınca anlıyorsun.

Senin Çanakkale olarak vizyonuna koyduğun iki şey var; bir turizm ,  iki üniversite diyorsun.

Turizm ve üniversite kentinde, bir şey üretmediğin bir kentte köprüye ne ihtiyacın var? Seni çiğneyip geçecekler. Yani Avrupa’nın malını sen Akdeniz’e aktaracaksın, Akdeniz’den gelen malı Avrupa’ya aktaracaksan. Yani sen sermayenin ayağına hizmet götürüyorsun. Artı hayal ettikleri üzre Gelibolu’ya gelen ziyaretçileri de onun üzerinden geçirirlerse Eceabat’ta Çanakkale’ de turizm açısından ölür

Allahtan kentin dışında yapıyorlar kenti etkilemeyecek ama kenti doğrudan etkileyen Kazdağlarını etkileyecek , geçen her aracın bıraktığı atık katma değerinden çok daha fazla zarar verecek.

Betonarmemin ömrü belli… Çanakkale turizmine zarar verecekler. Zaten hiç uğramıyorlardı Gelibolu’yu kullananalar. Çanakkale’ye kullanmıyorlardı. Şimdi Truva’ yı kullananlar da Çanakkale’den geçmeyecek. Bir insanı bir yerin içinden geçirip onda merak uyandırmalısın. İçinden geçerken zaten merak uyandırmayan bir kent… Köprü ile Çanakkale ve Eceabat’ı unutturacaklar bu köprünün hayata girmesi ile kent merkezi ve Eceabat günah keçisi olarak karşılıklı birbirine bakacaklar

Biz Türk milleti olarak öyle algı üzerinden yönetiliriz ama algılarımızı yaşamadan öğrenmeyiz, elimiz önce sobaya değecek,   5 duyumuzla hissedeceğiz. Ama o beş duyu ile hissedildiğinde geri dönüşü olamayan bir durumla karşı karşıya kalacağız.

İstanbul’da üç köprü yapıldı trafik rahatladı mı? Daha da karmaşık oldu.

Rant kendinden başka kimseye yarar sağlamaz bu kentin üstünde en kötü şey buna araç olanlar ne yazık ki buncağız gibi zavallılar.

Çünkü her şeyi çok bilmek çok iyi değil aslında

Bazen bilmemekte yarar var bilmeyince susuyorsun. Bilemediğini bilince sussa, bildiği yerden yazsa çizse.  Ya da böyle bir yazı yazacaksa bu kente gelip bir baksa.

Ses getirebilmesi için bir şeyin bireysellikten çıkması lazım.

Bu yazının (Özkök’ün yazısını kast ediyor)altına bir yorum yapmak buna karşılık gelmeyecektir. Buna tepkinin daha kolektif verilmesi lazım.

Burada ikinci bir problem var. 2018 Troya yılı ilan edildi. Bu yazıya (Özkök’ün yazısını kastediyor)itiraz Troya yılına itiraz gibi alınabileceğinden Troya yılına karşı duruluyormuş gibi oynanacak cümlelerle.

Zaten her şeyin hassas bir çizgide işlediği kent için yapılan bir şeye itiraz etmek gibi.

Sonunda ne olacağı belli olan bir proje ama bu tamda onun üzerinden ilerleyen bir süreç Özkök’ü kale alacak bir adam var mı? Çanakkale’nin ismi Troya olur mu?   Burada rahatsız eden hadsizlik, cüret ve cehalet…

Çok net bir şey bunun karşılığı yok. Hiçbir ile böyle bir şey diyemez. Bugün eski adını unutturmak için yeni isimler verilmiş kentler var bu adamın kafasında böyle bir şey olabileceğini de düşünmüyorum,

Bunun yaptığı; yalnızca bir rüzgârı kullanarak tekrardan iştahı kabarmışların çarkına su dökmek içindir…

Bu kentte kimsenin aklıda kentin adının Troya olması gibi bir düşünce yok. Troya’nın tanıtımı için çok kavga yapıldı. Neden bir müzesi yok buranın diye kavgası yapıldı.

Koffman’ın bile böyle bir derdi olmadı. Koffman ; keşke 18 Mart Üniversitesinin adı Troya Üniversitesi olsaydı, batıyla   daha çok ilişki  kurabilirdik dedi.1915 tanınır ama Troya herkes tarafından tanınır. 1915 i savaşanlar bilir ama Troya’yı savaşmayanlarda bilir dedi ama hiç Çanakkale’nin adı Troya olsun diye bir şey duymadık.

Yani bu adamlardan daha mı hâkimiz bu konuya bu adamların söyleyemediğini biz söylüyoruz

Çanakkale ismi için Ertuğrul’un kullandığı o uyduruk kelimesi başlı başına problem ama onun dışında da İstanbul’un gölgesine bırakılmak istenen bir kent Çanakkale.   O gölgenin altında şu anda. Reflekslerini uyandırabilir mi? Bir büyükşehir olma ihtimali ile daha üst ölçekli cümleler ve baskılar da bu kenti bekliyor.

Burada  Ertuğrul’un yapamayacağı pek çok şeyin yapılması adına kurulan bir öngörü planlama var ama bunu bu kent ne zaman fark edecek ve Özkök’ün bu cümlesine büyük bir tepki göstermeyen bu kent ne zaman tepki verecek .

Özkök kardeşim zaten dalgalı bulutlu bir arkadaş olduğu için bir gün önce söylediği ertesi gün başka söyleyen biri. Sazını çaldığı zihniyete değil, sözünü söylediği zihniyete bakmak lazım. Bu bir saz çalıyor rantın sözünü söylüyor. Sorun burada, bunu çözdüğü zaman kendini kurtaracakta…..   



Paylaş | | Yorum Yaz
290 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

2018 Troıa Yılı …Orhaniye Tabyası… Paintball… - 15/03/2018
2017 yılının Şubat ayında ilan edilen yıl ile ilgili çalışmalar 2018 yılının Şubat ayında ivme kazanıyor… Geç kalınmış olmuyor mu “ivme kazanmak” için?
Kahverengi Tabelalar… - 04/08/2017
Tabela deyip geçmemek gerek her biri birer efekt aslında.
NAME-İ AŞK - 07/03/2017
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
YALNIZKENT’TE CHP’LİLERİN SOSYAL MEDYA İLE İMTİHANI - 14/12/2016
CHP 20, 22 ve 23 Dönem Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük Facebook hesabında bir paylaşım yaptı. Adana mitinginde; Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Şahin Alpay’ın anons edilmelerinden duyduğu rahatsızlığı ifade eden… Sıfatlar ve hakaret içermeyen… Bir parti
EBABİL BİR KUŞTUR… - 03/09/2016
Bir öğretim üyesi neden kitap yazar?
YOĞURT YİYİŞİNİZİ SEVSİNLER… - 09/08/2016
Tarih 1831…Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali’nin bakımsızlığı yüzünden yıkılmasını isterler.
SÜLEYMAN TAPINAĞI, AYASOFYA, SELİMİYE… BELGRAD,SELANİK, EDİRNE… - 11/07/2016
Ama Edirne bu kaynaklarda yazanlardan fazlasıydı ve o kaynaklarda olmayan, oralarda yazılmayanları görmekti amacımız. Osmanlı’nın 2.başkenti…88 yıl Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir kentin anlatacağı söyleyeceği çok şey vardı mutlaka.
MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK… - 01/07/2016
Ve bu kent “laikliği içine sindirmiş” içselleştirerek yaşayanların kenti ve bunun için de her türlü mücadeleyi veren bir kent. “Köhnemiş ideolojiler” bu kentte barınamıyor ve bu neslin kıymetini biliyor bu kentli onun içinde itirazlarını yapıyor
BULANIK MIRILTILAR... - 19/06/2016
On binlerce yıldır yer küre üzerinde var olan insanoğlu ilk başlarda gücünün yetmediği, denetleyemediği doğa olayları yüzünden dağa taşa, ateşe suya, rüzgâra buluta tapmış.
 Devamı
Hava Durumu
Anlık
Yarın
29° 28° 20°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam287
Toplam Ziyaret612056