• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim
Sema Acar
semaacar17@hotmail.com
Manolya Kokulu Bir Öykü
16/05/2016

Öykümüzün başladığı yer Girit Adası. Öykünün kahramanı Ali Bey Girit Adasında Suda Limanında fener memuru olarak çalışmaktadır. Meyve ve çiçekçiliğe meraklı Ali Bey’in evinin önünde dillere destan kendi yaptığı bir bahçesi vardır. Özellikle de üretimi çok zor olan, beyaz iri çiçekler açan manolya fidanları ile ünlenmiştir adı.

1920 li yılların başında adada iyice bozulan huzur sonucu Türk ve Yunan hükümetleri arasında imzalanan bir anlaşmayla Büyük Mübadele denilen nüfus değişimi başlar 1923 de... Mübadele sonucu yaklaşık 1 milyon Rum Anadolu’dan Yunanistan’a, 500 bin e yakın Türk’te Yunanistan’dan Anadolu’ya göç eder.

Girit Adasından gelen gemiler Çanakkale ve Ayvalık Limanlarına Girit Türklerini getirirler. Buralarda Rum ahaliden boşaltılan evlere yerleştirilirler. Ayvalığa gelenler arasında ailesi ile birlikte Ali Bey’de vardır. Ali Bey onca kargaşa arasında gelirken yanında çok sevdiği çiçeklerini özellikle de manolya fidanlarını getirmeyi unutmamıştır ve Girit’teki bahçesinin bir benzerini burada da yapar, o nazlı manolya fidanlarını yetiştirir.

Gün gelir Ali Bey’in çiçekleri kadar sevdiği küçük kızı Fatma da büyür gelinlik çağına gelir. Fatma’ya çıkan talipler arasında şans Çanakkaleli Mehmet Bey’e güler, Fatma Çanakkale’ye gelin gidecektir. Düğün hazırlıkları yapılırken Ali Bey kızının çeyizine üç tane manolya fidanı koyar ve damadına bu nazlı fidanları Çanakkale’de bu işten anlayan birine diktirmesini tembih eder.

1933 yılında Fatma Hanımla Mehmet (Tosun) Bey Çanakkale’de nikâhlanırlar. Mehmet Bey kayınpederinin tembihini unutmaz ve yine bir Girit mübadili olan ve belediyede bahçıvan olarak çalışan İbrahim Beyle görüşüp manolya fidanlarını diktirir.Üç fidandan birini kendi evinin bahçesine,birini bahçıvanın evinin bahçesine,sonuncusunu da nikahlarının kıyıldığı belediyenin bahçesine diktirir. Ne acıdır ki; bu fidanlardan evlerin bahçelerine dikilenler kurur Fatma Hanımla Mehmet Beyin evliliklerinin anısına belediyenin bahçesine dikilen fidan büyür ve kocaman bir ağaç olur.Beyaz iri çiçekler açtığı zamanlarda yaydığı güzel kokusu ile Kordondan geçenleri selamlar.

Belediye binası zaman içinde yıkılmış 1933 doğumlu manolya ağacı ise Çanakkale tarihine tanıklık etmeye devam ediyor. Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 27 Kasım 2004 tarih ve 440 sayılı kararı ile "anıt ağaç" olarak tescillenmiş manolya ağacı bu gün 82 yaşında ve hiç yaşını göstermiyor. Üstelik son bir iki senedir de çiçek açmıyor. Çünkü iskelede belediyenin “âli menfaatleri” düşünülerek ticari bir yapının inşaatı başlayınca... Ülgür Başkan “ Bizler de projemizi tarihi Manolya Ağacı’nı koruyarak yaptırdık. Şuan inşaat alanında kazık çakımı tamamlandı ve temelinin kazılma çalışmaları sürüyor. Bu bölgenin sembolü haline gelen tarihi Manolya Ağacımız proje tamamlandığında çarşı ile birlikte bütünlük sağlayacak ve burada büyümeye devam edecek" dese de ne çarşı yapılabildi ne de manolya çarşı ile bütünlük sağlayarak büyüyebildi...

Zemini iyileştirmek için Başkanın çakılması tamamlandı dediği kazıklar yani jetgroud kolonların oluşturulması için büyük bir güçle enjekte edilen çimentonun şerbeti manolyanın kökleri tarafından emilince (!) ...hafriyat sırasında açığa çıkan kökler yetkili bir ziraat mühendisi tarafından kesilince (!) manolya incindi küstü büyümesi durdu. Çiçek açmıyor. Dallarında kahverengi kozalaklar yerine artık kahverengi yapraklar var.

Ağacının cüssesine aldanmamak lazım narindir, kırılgandır hassastır manolya. İlgisizliğe, yalnızlığa bir de kendine dokunacak hoyrat ellerden nefesler korkar dayanamaz solar çiçekleri...Oysa o ılık havalarda masmavi göğün altında yaşamalı ve yaşlanmalıdır. Bir annenin el emeği göz nuru oyaların, dantellerin yanına bir babanın sadece işinin ehli bir bahçıvana emanet edilmesi kaydıyla sevgisi ile koyduğu küçük fidan şimdi toprağa kavuştuğu ilk yerde, gövdesi beton bir zemin üzerinde çevresindeki yuvarlak bir tretuvar içinde... Kökleri çimento bir blok içinde artık toprakta dilediğince salınıp ağacını büyütemeyecek bir halde duruyor kentin denizden giriş kapısında.

...yağmurlarda kadınlara dokunmayınız. Yağmurlarda kadınların bir manolya hali vardır. Ele geçirilmiş ellenmiş şiirler nasıl çürürse öyle olur kadınlar. Dokununca solan manolyalar gibi bir bakıma, bir bakıma eski ince camdan renkli likör kadehleri...Manolyalar ve kadınlar... İyilik, güzellik, sadakat... Her ikisinin nüvesinde de yenilenmenin ve tazelenmenin... Solmanın ve tekrar açmanın... Ölmenin ve tekrar dirilmenin sırları gizlidir. Her ikisi de savunmasız ama yine de ele geçirilemez, kafa karıştırıcı tabiatlarıyla acımayı vicdanı, yakın durmayı, yetinmeyi ve eşlik edebilmeyi öğretirler size. Hem seve seve öğretirler. Yeter ki onlara kulak verin... Koruyamayan koruma kurulları, hoyrat eller ,nefesler uzak dursun yeter...

Sema Acar



562 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

2018 Troıa Yılı …Orhaniye Tabyası… Paintball… - 15/03/2018
2017 yılının Şubat ayında ilan edilen yıl ile ilgili çalışmalar 2018 yılının Şubat ayında ivme kazanıyor… Geç kalınmış olmuyor mu “ivme kazanmak” için?
Çanakkale Çanakkale'dir - 19/01/2018
Boğaz tarihte her dönem bir isim almış ve bu isimler Boğaz’la birlikte hareket etmiş sonunda yine kentin aldığı isim Boğaz’ın aldığı isim olmuş: Çanakkale.
Kahverengi Tabelalar… - 04/08/2017
Tabela deyip geçmemek gerek her biri birer efekt aslında.
NAME-İ AŞK - 07/03/2017
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
YALNIZKENT’TE CHP’LİLERİN SOSYAL MEDYA İLE İMTİHANI - 14/12/2016
CHP 20, 22 ve 23 Dönem Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük Facebook hesabında bir paylaşım yaptı. Adana mitinginde; Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Şahin Alpay’ın anons edilmelerinden duyduğu rahatsızlığı ifade eden… Sıfatlar ve hakaret içermeyen… Bir parti
EBABİL BİR KUŞTUR… - 03/09/2016
Bir öğretim üyesi neden kitap yazar?
YOĞURT YİYİŞİNİZİ SEVSİNLER… - 09/08/2016
Tarih 1831…Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali’nin bakımsızlığı yüzünden yıkılmasını isterler.
SÜLEYMAN TAPINAĞI, AYASOFYA, SELİMİYE… BELGRAD,SELANİK, EDİRNE… - 11/07/2016
Ama Edirne bu kaynaklarda yazanlardan fazlasıydı ve o kaynaklarda olmayan, oralarda yazılmayanları görmekti amacımız. Osmanlı’nın 2.başkenti…88 yıl Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir kentin anlatacağı söyleyeceği çok şey vardı mutlaka.
MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK… - 01/07/2016
Ve bu kent “laikliği içine sindirmiş” içselleştirerek yaşayanların kenti ve bunun için de her türlü mücadeleyi veren bir kent. “Köhnemiş ideolojiler” bu kentte barınamıyor ve bu neslin kıymetini biliyor bu kentli onun içinde itirazlarını yapıyor
 Devamı