• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim
Sema Acar
semaacar17@hotmail.com
FRANSIZ KALMAYALIM DEDİK...
01/06/2016

Fransızca bir kelime olan Bienal  “ iki yılda bir, tekrarlanan” anlamına gelir ve ilk olarak 1895 yılında Venedik’te kullanılmıştır. Türkiye'de en uzun soluklu bienal 1987 yılından beri yapılan Uluslararası İstanbul Bienali’dir. Çanakkale’de 2008 yılından bu yana Uluslararası Bienal listesinde yerini almıştır.

Çanakkale Bienali CABININ tarafından gerçekleştiriliyor.  CABININ’ı  Çanakkale halkı ne kadar tanıyor?  Bilmiyorum ama CABININ internet sitesinde kendini şöyle anlatıyor; 

 ”Yerelde örgütlenen sivil bir inisiyatif olan Cabinin tarafından hayata geçirilen Uluslararası Çanakkale Bienali, dünya gerçekliğinin ve gündeminin, Çanakkale kentinin özgün bağlamıyla kesişim alanlarına yoğunlaşan bir perspektifle yapılandırılıyor...”

Biz Çanakkaleliler de Şakir’in orda oturup çayımızı içerken kentimizin “özgün" bağlamının dünya gerçekliği ve gündemi ile kesişme alanlarına yoğunlaşır ve o perspektifle yapılandırırız zaman zaman…     Tarihi Yarımada’ya bakarak bu topraklar için toprağa düşenleri düşünürüz…Vatan savunmasını düşünürüz…Kıymetini bilmediğimizi düşünürüz…Düşünürüz Kordon’da ihanetin, arkadan hançerlemenin simgesi Truva Atı’nı görmeyip “barış”ta ve dahi “göç’ te hep 1915 i dillerine dolayanları … Her değişen gündeme 1915 i oturtup eteklerindeki taşları dökenleri düşünürüz…Dertleri nedir bu topraklarla deriz…

Zaman zaman dünyanın gelişmiş kentlerine bakar düşünürüz… Ne güzel kanalizasyon sorunları yoktur… Kötü kokmuyordur havaları der Çanakkale’nin bu “özgün koku” sunun dünya gerçekliği ve gündemi ile kesişim alanlarına yoğunlaşmaya çalışırız ama yoğunlaşamayız çünkü o kentler kanalizasyon sorununu çözmüştür ki gelişmiş kent statüsüne girmiştir deriz tıpkı sivrisinek konusunda olduğu gibi…

İşte Çanakkale’nin özgün bağlamı ile yakından ilgili CABININ Çanakkale Belediyesinin himayesinde 24 Eylül-6 Kasım Tarihleri arasında 5.Uluslararası Çanakkale Bienalini düzenliyor.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan…  3 kişiden oluşan küratör takımı  ve “çokça” basın mensubunun  katılımı ile  5.Çanakkale Bienali’nin tanıtım toplantısı İstanbul’da gerçekleştirilmiş. Ulusal basından öğrendik efendim…

Neden bu tanıtım toplantısı yerel ve ulusal gazetecilerin de katılımı ile Çanakkale’de yapılmadı?  

13 Mayıs Cuma günü İstanbul Cezayir Toplantı salonunda yapılan tanıtımda Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan;   “…  herkesin, her kesimin bir arada barış ve saygı ekseninde, çağdaş, huzurlu, dingin yaşam sürdüğü bir üniversite, turizm ve kültür kentidir.”demiş .

Burada biraz duralım mı? AVM ler  olmasa kentli sinemaya gidemeyecek sinema salonu yok…tiyatro salonu yok…konser salonu yok …gençlik merkezi yok …Hatta bienali var ama “ bienal  için hazır bir altyapı, sanat müzesi ya da kültür merkezi de yok, her seferinde alternatif mekânları bulup sergilerin ihtiyaçları doğrultusunda düzenlemek durumunda kalıyorlar” mış… ama çağdaş bir kent….

Turizmin alt yapısı yok ama turizm kenti… Bina ile üniversite kenti olunmuyor... üniversite kente o kadar uzak ki ( uzaklıktan kasıt vizyon ve dahi misyon açısından) kent aktörleri ile ilişkisi yok, kent için bir proje üretmemiş ama üniversite kenti…

Huzura gelince kent aktörleri maşallah birbirilerinin bir boğazını sıkmadılar. Hepsinin bir araya gelip uyum içinde bitirdiği bir proje var mı? Yok. Basın önünde meclis toplantılarında söylenen sözler barış ve saygı ekseni içine giriyorsa eyvallah… Bir diyeceğim yok…

Ama bienali var…3 küratörlü   ve ne hikmetse  Çanakkale’nin 100 yıllık geçmişini yargılamak üzerine kurulmuş gibi….

Dönelim tekrar 13 Mayıs’ta Çanakkale’de değil de İstanbul’da Cezayir Toplantı salonunda yapılan tanıtıma. Bienalin teması anlatılıyor. Yavaş yavaş okusan da anlamayacaksın nasıl olsa hızlı oku gitsin. Çünkü CABININ  üyelerinin kendilerine özgü bir dilleri var anlaşılmamak üzerine kurgulanmış, elitist  bir dil halktan uzak ve halktan kopuk bir dil ama etkinlikleri halk için o ayrı….Okuyalım efendim;

“Suriyeli Aylan Kurdi’ye ithaf edilen ve bu yıl ‘göç’ olgusunu ‘anavatan’ kavramı üzerinden çağdaş sanat bağlamında modernist paradigmanın ‘anavatan’ tahayyülünün günümüzdeki etkilerinin, post-modern yersiz- yurtsuzlaşma olgusu, güncel siyasal-ekonomik sorunların yarattığı küresel göçler, mültecilik ve sürgünler ile bizzat zorlanan ulus-devlet sınırları gibi çeşitli yönleriyle ele alınacağı bienalin 5. edisyonunda, Türkiye, Orta Doğu ve Avrupa’dan çağdaş̧ sanatın yanı sıra foto muhabirlik, belgesel, sinema, tasarım, basın gibi farklı disiplinlere yayılan 40 sanatçının milliyet, kimlik ve ötekileşme gibi temaları irdeleyen; günümüzde yaşanan göç krizinin farklı yönlerini odağına alan yapıtlarına yer veriliyor “muş. Bu cümleler Bienal ekibine ait anlayabilene aşk olsun.

Daha kısa daha duru bir Türkçe neden tercih edilmemiş acaba?

Devam edelim;

“25.Uluslararası Çanakkale Bienali; "göç" olgusunu "Anavatan" kavramı üzerinden çağdaş̧ sanat bağlamında ele almayı; bu gündem etrafında yerel ve küresel ortamlarda sürmekte olan düşünsel ve yaratıcı süreçlere katkı sunmayı amaçlıyor “muş  .

“Modernist paradigmanın “anavatan” tahayyülünün günümüzdeki etkilerinin, post-modern yersiz- yurtsuzlaşma konularının işleneceği etkinlik  "Anavatan ebedi bir değer değil, daha çok özgül bir teknolojinin işlevidir; yine de onu yitiren acı çeker. Çünkü o anavatana, çoğu gizli olan ve bilinç düzeyine çıkamayan birçok bağ̆ ile bağlıyızdır. Bu bağlar koptuğunda ya da koparıldığında, birey bunu büyük bir acıyla, adeta en derindeki varlığının cerrahi bir müdahaleye uğraması gibi deneyimler" diyen ve kendisi de bir 2.Dünya Savaşı mültecisi olan Çekoslovakya asıllı felsefeci, yazar ve gazeteci Vilem Flusser'in (1920-1991) göçmenlik ve mültecilik üzerine düşüncelerinden ilham alınarak seçilmiş.”   

Seçen kim? Küratör. Çünkü bienallerde konuları küratörler belirliyor katılacak sanatçıları da… Burada hemen sormak isterim ilk bienalden bu yana küratör ya da sanat yönetme gibi sıfatlarla yer alan Beral Madra kaç kez Çanakkale’ ye gelmiştir?

Çanakkale ruhu denince ne anlamaktadır?

Çanakkale geçmişi tarihi bu günü hakkında okulda okuduklarının dışında kendi gözlemleri nelerdir?

 “Anavatan ebedi bir değer değil daha çok özgül bir teknolojinin işlevidir” cümlesindeki “özgül teknoloji işlevi” ne demektir? 

“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” derken M.Kemal ne kastetmişti? 

Daha sonra 1919-1922 de Kurtuluş savaşı ne için verildi bu topraklara? 

Bakmayın siz İstanbul’da yapılan basın toplantılarında kendilerini ve yaptıklarını göklere çıkarmak için kurdukları cümlelerin altının boş, söylediklerinin gerçeği yansıtmadığını onlarda bilir. Ütopik bir kavramın altında dünyayı değiştirmek bu kadar kolay olmamalı diye düşünüyorum.

Belli ki bu yıl ki bienalde güncel konu “göç” ü işlerken; anavatan ve sınırları savaşlara ve göçe sebep gösterecekler. Ulus devlet tanımı tartışacaklar.  Akıl okumadım efendim küratörlerin yaptıkları açıklamalardan bu çıkıyor.  Zaten tema için esin kaynağı mülteci bir filozofun   “Anavatan ebedi bir değer değil daha çok özgül bir teknolojinin işlevidir “  sözleri değil mi?

Bienallar politiktir; günü ve günceli takip ediyor geçmişi sorguluyor yargılıyor ,tema seçicilerin  baktığı yerden tabi ki… Ve galiba bienal en güzel neoliberalizmle anlatılır.

Ve bienaller ekonomik olarak da büyük bütçelerle yapılan, pahalı ve paralı bir etkinlikdir.

Sahi Çanakkale Bienalinin bütçesi ne kadardır?

Bu bütçenin dağılımı nedir?

Sponsorların katkısı dışında yapılan ödemeler hangi kasadan çıkmaktadır?

Bienale sponsor olan firmalar bienalin temasını bilerek mi sponsor olmaktadırlar?

Diye soralım ve devamı  bir daha ki yazıda diyelim…



654 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

2018 Troıa Yılı …Orhaniye Tabyası… Paintball… - 15/03/2018
2017 yılının Şubat ayında ilan edilen yıl ile ilgili çalışmalar 2018 yılının Şubat ayında ivme kazanıyor… Geç kalınmış olmuyor mu “ivme kazanmak” için?
Çanakkale Çanakkale'dir - 19/01/2018
Boğaz tarihte her dönem bir isim almış ve bu isimler Boğaz’la birlikte hareket etmiş sonunda yine kentin aldığı isim Boğaz’ın aldığı isim olmuş: Çanakkale.
Kahverengi Tabelalar… - 04/08/2017
Tabela deyip geçmemek gerek her biri birer efekt aslında.
NAME-İ AŞK - 07/03/2017
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
YALNIZKENT’TE CHP’LİLERİN SOSYAL MEDYA İLE İMTİHANI - 14/12/2016
CHP 20, 22 ve 23 Dönem Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük Facebook hesabında bir paylaşım yaptı. Adana mitinginde; Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Şahin Alpay’ın anons edilmelerinden duyduğu rahatsızlığı ifade eden… Sıfatlar ve hakaret içermeyen… Bir parti
EBABİL BİR KUŞTUR… - 03/09/2016
Bir öğretim üyesi neden kitap yazar?
YOĞURT YİYİŞİNİZİ SEVSİNLER… - 09/08/2016
Tarih 1831…Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali’nin bakımsızlığı yüzünden yıkılmasını isterler.
SÜLEYMAN TAPINAĞI, AYASOFYA, SELİMİYE… BELGRAD,SELANİK, EDİRNE… - 11/07/2016
Ama Edirne bu kaynaklarda yazanlardan fazlasıydı ve o kaynaklarda olmayan, oralarda yazılmayanları görmekti amacımız. Osmanlı’nın 2.başkenti…88 yıl Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir kentin anlatacağı söyleyeceği çok şey vardı mutlaka.
MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK… - 01/07/2016
Ve bu kent “laikliği içine sindirmiş” içselleştirerek yaşayanların kenti ve bunun için de her türlü mücadeleyi veren bir kent. “Köhnemiş ideolojiler” bu kentte barınamıyor ve bu neslin kıymetini biliyor bu kentli onun içinde itirazlarını yapıyor
 Devamı