• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim
Sema Acar
semaacar17@hotmail.com
BİENAL SANAT İÇİN MİDİR YOKSA TOPLUM YUMURTADAN MI ÇIKAR?[*]
04/06/2016
“Politik ve ruhani bir nitelik taşıyan bienal, bugünü değiştirme arzusu içinde olan ulus aşırı bir ütopyanın anlık görünümüdür.” der uluslararası küratör Rosa Martinez    

Ütopyanın bu “an” lık görünümü için neler yapılmıyor neler…”Fransız Kalmayalım Dedik” [1] kaldığımız yerden devam edelim… Bu ütopik ve ironik etkinliğe biraz da geriye giderek bakalım…

CABININ’ı kısaca hatırlatalım hani şu Çanakkale Bienalini düzenleyen kar amacı gütmeyen sivil inisiyatifi; kurulduğundan bu yana yürüttüğü çalışmalardaki temel amaçlarını ve hedeflerini;“Çanakkale’deki farklı toplum kesimlerini çağdaş sanatla buluşturmak. Sanat odaklı etkinlikler ve eğitimler yoluyla dezavantajlı grupların (çocuklar, engelliler…) toplumsal yasama katılımlarını, üretkenlik ve becerilerini artırmak” olarak anlatanlar.

Kendilerine rol biçmişler, eğitmenliğe de soyunmuşlar… Hadi bakalım sarın etrafımı ben size sanat öğreteceğim,yaşama katacağım sizi diyorlar. Kentliyi “çağdaş sanat” la tanıştırıyorlar yetmiyor bir de eğitiyorlar mı gerçekten yoksa Çanakkale ve Çanakkaleli konu mankeni mi?Ekibin söylemlerindeki gibi; her şey kentli için mi gerçekten? Eğer öyleyse bu itici tepeden inmeci jakoben yaklaşım niye?

CABININ’ın  küratör takımı, etkinliği kentte yapmasına rağmen satışını pazarlamasını İstanbul’da yapıyor. Üstelikte kentli adına konuşarak, onlar adına “niyet okuyarak”. Yerel basınla doğru dürüst bir araya gelmeyen "küratör" ler her bienal öncesi ve sonrası İstanbul basınında boy gösteriyor .

*****

Eylül 2012 de yazılan bir yazıda[2]  o zamanın 3. Çanakkale Bienali Direktörü ve ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Seyhan Boztepe’nin de görüşlerine yer verilmiş.

“Çanakkale Bienali başladığından beri Çanakkalelilerin İstanbul Bienali’ne de ilgisi arttı. Bienal izleme kültürü oluştu. Çanakkale ortalama 100 bin kişilik bir kent ve bunların 40 bine yakını üniversite öğrencisi. Kentin bu hareketli ve dinamik yapısı aslında güncel sanatın yapısıyla örtüşüyor. Ayrıca çocuklara yönelik etkinlikler de düzenleniyor. Bienali, Çanakkale’deki farklı yaş gruplarındaki insanlarla beraber hem organize ediyor hem izliyoruz.” Bu ifadeler Seyhan Boztepe’ye ait.

Seyhan Boztepe İstanbul Bienali'ne ilgi artışını nasıl ve hangi kriterlerle tespit etmiştir?

3.de İstanbul’dakine ilgisi artan Çanakkaleli bu sene 5.si yapılacak bienalden sonra Venedik Bienali'ne mi akacak, küratör Seyhan Boztepe'nin ön görüsü nedir?

Bienal izleme kültürü nedir? Bu kültür yerli midir yoksa Fransız olduğumuz bir kültür  müdür?

Yerli mi olmalıyız Fransız mı?

Çanakkale’deki farklı yaş gruplarındaki insanlarla beraber bienali izliyor olabilir de neleri birlikte organize etmişlerdir? Bir örnek verebilir mi?

‘Çanakkale ortalama 100 bin kişilik bir kent ve bunların 40 bine yakını üniversite öğrencisi ‘ cümleleri ile sayıları fena harcayan Seyhan Boztepe’yi düzeltiyoruz burada.

Çanakkale’nin nüfusu 2012 de 493 bin küsur olup merkez ilçe nüfusu 143 bin küsur ve o tarihte ÇOMÜ öğrenci sayısı 32.000 (40 bine yakın bir rakam değil uzak bir rakam ) bu rakamın %60 ı merkezde geri kalanı ilçelerde öğretim görmekte idi. ÇOMÜ nün öğrenci sayısı aradan geçen 4 yıllık sürede 40 bine yeni ulaşmıştır. 

Olsun insanlık hali… İnsan yaşadığı kentin nüfusunu, çalıştığı üniversitenin öğrenci dağılımını bilmek zorunda değil ya… Önemli olan Bienal izleme kültürü…

******

Dedim ya CABININ takımı İstanbul’da konuşuyor… İstanbul basınında yer alıyor diye, işte bir yazı ve yine konu mankeni Çanakkale… Bu kez 4.Çanakkale Bienali üzerinden oynanıyor oyun.

Çanakkale’nin İtirazı Var [3] başlıklı yazı;

“Osmanlı ordusundaki Ermeni askerleri hatırlatan enstalasyon ve Ayşe Erkmen'in porselen topları serginin unutulmaz işlerinden ikisi…” cümleleri ile başlıyor. Ne yalan söyleyeyim   Ayşe Örkmen’in topları  benim de favorimdi seramik topları görünce şıp diye anlamıştım “hııı savaş topları öldürücü seramik topları naif ve kırılgan “ demiştim hemen… Hatta yine kendi kendime “Meydandaki savunma topunu kaldırıp Ayşe Örkmen’in seramik toplarını koysalar ne güzel olur” da demiştim…  

Yazıya dönersek tekrar ;

“İstanbul Boğazı, güzel hayatların ihtişamı ve bütün romantik duygularla anılırken coğrafi kardeşi Çanakkale Boğazı sadece savaş ve ölümle bilinir. İşin garibi Çanakkale, bu acı mirası İstanbul’u korumak için üstlenmek zorunda kalmıştır. 27 Eylül günü de zengin ve ünlü kardeşi dünya çapında galerileri ve şık koleksiyoncuları ağırlarken, Çanakkale hafif atıştıran yağmurun altında koşuşturan sanatçılarla birlikte iddialı ama gözlerden uzak bir uluslararası sergiyi ağırlıyordu.” diyerek bizim bienal takımına ve sanatçılarına paye verip bu zor şartlarda güç işler başaran kahramanlar sınıfına sokarken … Çanakkale’yi külkedisi gibi üvey kardeş konumuna koymakla kalmamış kendi tarih konusundaki cehaletini de dökmüş ortaya.

İstanbul'da (Konstantinopolis) birçok kuşatma görmüştür geçmişinde.Bunların ikisi İstanbul’un ele geçirilmesiyle sonuçlanır.İlki 1204 yılında Dördüncü Haçlı seferi ile olmuştur. İkincisi 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından yapılmıştır.  

Eli kalem tutan İstanbul’un Fethi’ni savaştan saymıyor mu?

Ayrıca Çanakkale ölümle anılmaz. Çanakkale vatan savunması ile anılır.

Çanakkale savaşla anılmaz. Çanakkale Türkiye Cumhuriyeti’nin ön sözünün yazıldığı yer diye anılır.

“ Bir yıl sonra Çanakkale Savaşları’nın da 100. yılı gelecek ve bu kez şanlı bir zafer söz konusu olduğu için 'anma' bile değil ‘kutlama’ söz konusu olacak. Çanakkale Bienali bu ‘kutlama’ seli ortalığı basmadan bir yıl önce sesini yükseltiyor ve ‘Savaşın Sonunu Yalnızca Ölüler Görür’ temasını seçerek sözünü söylüyor.” diye devam ediyor herşeyibilirimci yazar..

“Kutlama seli ortalığı basmadan Çanakkale Bienali sesini yükseltiyormuş.” Bu nasıl bir cümledir?

Tabi ağzı olan konuşuyor. CABININ üyelerinin böyle bir yazıdan haberdar olmamaları mümkün değil basında kendilerini takip ediyorlardır mutlaka. Ama bu saçma ,altı boş tespitlere ve her şeyden önce Çanakkale Zaferini küçümseyen ifadelere itiraz etmemeleri Çanakkale’ yi konu mankeni olarak kullandıklarının resmidir.

Ve bu anlamsız yazı  (Yarın, Çanakkale Bienali’nde dört dörtlük bir performans: Savaşa dantel örtü) cümlesi ile bitiyor. Bu dört dörtlük performans için Seyhan Boztepe’nin de cümleleri var.  Artful Living [4] ile gerçekleştirdiği söyleşide çok fazla şey söylemiş kendine göre ama bu savaşa dantel örtü etkinliği, için söylediklerine bakalım

“Bienalin teması etrafında buluşan ve bununla ilgili sosyal-kültürel proje ve eylemler geliştiren kadınlar temmuz ayından itibaren bir seri faaliyet içerisine girdi. Bunların sonuncusu kadınların geliştirdiği “Barış Örtüsü” eylemiydi. 11 hafta süren atölyelerde, 200 kadar kadının evlerinden getirdiği beyaz dantel parçalarından kocaman beyaz bir örtü üretildi ve bununla Çanakkale’nin merkezindeki savaş topunun üzeri örtüldü. Savaşı simgeleyen ve uzun zamandır kent merkezinde sergilenmesi tartışmalara konu olan bu topun üzerine beyaz dantellerle örterek barış mesajı veren kadınların bu eylemi, büyük yankı buldu.”

Evet, bu topa dantel örtü gerçekten kentte büyük yankı uyandırdı.Topun orada olması da dediği gibi "uzun zamandır" tartışılmıyordu.Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın “ayıbımızı örtüyoruz” sözü de tuz biber olunca özellikle sosyal medyada çok tepki aldı bu topa dantel örtme etkinliği. Belediye meclisinde tartışıldı. Zurnanın zırt dediği yer olan ve Bienalin sona saklanan dört dörtlük performansı Seyhan Boztepe’nin dediği gibi olumlu anlamda karşılanmadı yerelde.

Bienalin himayedarı Çanakkale Belediyesi'nin; küratörlerin tema ve sanatçı seçime, yapılacak etkinliklere ve  sona saklanan “dört dörtlük” performanslara itirazı, katkısı olmakta mıdır? Yoksa ben bilmem “küratörüm bilir” mi demektedir?

Bir küratör bir bienalden ne kadar ücret alır ve hangi kurumdan alır?   

2015 yılında Eski palamut deposunda; Kanlı Hermann olarak bilinen ve resimlerinde gerçek hayvan kanı karıştırılmış boyalar kullanan  tartışmalı    ressam Hermann Nitsch’in   sergi   açması fikri kime aitti ? 

*****

Ahmet Elhan fotoğraf sanatçısı ve 5.Çanakkale Uluslararası Bienali’ne katılacak sanatçılar  arasında.

2013 yılında verdiği bir röportajda[5] kendine o yıl yapılacak İstanbul Bienali ile ilgili  sorulan

“Bienal’in Gezi dönemindeki etkisiz ve tepkisiz duruşunu aynı dönemde gelişen ‘Direnal’ ve bağımsız olarak beliren diğer performanslarla birlikte düşünecek olursak Bienal aradığımız tanımların karşılığını verebilecek düzeyde olacak mı? Sizin düşünceleriniz neler?” sorusu üzerine;

“Bence Gezi bu anlamda da çok güzel bir gösterge. Bienalin tarih çöplüğüne gitmesi ya da gitmemesiyle ilgili bir seçim olacak. İşlevini yitirmiş kurumun hâlâ daha sürdürülmesi gerekiyor mu? Birlikte göreceğiz. Bana sorarsanız son birkaç tanesi artık tamamen içi boşaltılmış, koca bir kare halinde köşesinde oturuyor ama hiçbir şeye benzemiyor. Birbirinin kopyası olan, hiçbir anlam ifade etmeyen, geçici, her şeyi sorgularmış gibi görünen ama hiçbir şey yapmayan bir supap mekanizması.” diye cevap veriyor. Ama üç yıl sonra fikri değişmiş olmalı ki Çanakkale Bienali sanatçılar listesinde.

Fikri neden değişti acaba?

*******

Küratör hegemonyasının “çağdaş sanat”   kullanılarak dayatılması mıdır bienaller?

Küratöryel başarı hangi kriterlere göre belirlenir?

Bienaller ;sanat piyasasının krizlerden kolay etkilenmesinin sonucu küratörler ve küratörlerin sanatçıları tarafından  bir arayış  bir çıkış yolu olarak mı görülmektedir?

Ya da Kutluğ Ataman’ın[6] dediği gibi “Bienal, ‘Beyaz Türkler ‘in mahallelerine hapsolmuş endüstriyel araçlar” mıdır?

Yeni düşünme ve hayal etme biçimleri ve tartışma biçimleri oluşturabiliyor mu?

Yoksa bunlar beylik laflara mı dönüştüler?   

Sanat dünyasının kapalı devreleri mi? 

Taşra da yapılan bienaller küratörlerin İstanbul basınında parlattıkları kadar var mı?

Yoksa “küratörler bienallerini yönettikleri kentlerin halklarına kim olduklarını, ilahiyattaki manasıyla “tebliğ” mi ediyorlar.”[7]

Son söz, Çanakkale 5.Uluslararası Bienali 24 Eylül-6 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Fransız Kalmayalım Dedik [1] sorular sorduk cevapları gelmedi.

Bu yazıda da sorular sorduk cevapları gelir mi? Gelmesini umuyorum. Gelmezse gelene kadar sorarız.

 

Notlar:

[*] http://www.tedirgen.com/?p=506

[1]  http://www.canakkalematbuat.com/?Syf=22&Mkl=886296&pt=Sema%20Acar&FRANSIZ-KALMAYALIM-DED%C4%B0K...

[2] http://www.anadolujet.com/aj-tr/anadolujet-magazin/2012/eylul/makaleler/anadoluda-bienal-mevsimi.aspx

[3] http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cem-erciyes/canakkalenin-itirazi-var-1217470/

[4] http://www.artfulliving.com.tr/sanat/seyhan-boztepe-ile-canakkale-bienali-uzerine-i-1274

[5]http://www.timeoutistanbul.com/sanat/makale/3177/Ahmet-Elhan--R%C3%B6portaj

[6]http://www.lacivertdergi.com/soylesi/2015/10/06/bienal-beyaz-turklerin-mahallelerine-hapsolmus

[7]http://www.e-skop.com/skopbulten/mardin-bienali-neden-bir-karnaval-olmasin/2151

 

 

 

 

 



719 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

2018 Troıa Yılı …Orhaniye Tabyası… Paintball… - 15/03/2018
2017 yılının Şubat ayında ilan edilen yıl ile ilgili çalışmalar 2018 yılının Şubat ayında ivme kazanıyor… Geç kalınmış olmuyor mu “ivme kazanmak” için?
Çanakkale Çanakkale'dir - 19/01/2018
Boğaz tarihte her dönem bir isim almış ve bu isimler Boğaz’la birlikte hareket etmiş sonunda yine kentin aldığı isim Boğaz’ın aldığı isim olmuş: Çanakkale.
Kahverengi Tabelalar… - 04/08/2017
Tabela deyip geçmemek gerek her biri birer efekt aslında.
NAME-İ AŞK - 07/03/2017
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
YALNIZKENT’TE CHP’LİLERİN SOSYAL MEDYA İLE İMTİHANI - 14/12/2016
CHP 20, 22 ve 23 Dönem Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük Facebook hesabında bir paylaşım yaptı. Adana mitinginde; Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Şahin Alpay’ın anons edilmelerinden duyduğu rahatsızlığı ifade eden… Sıfatlar ve hakaret içermeyen… Bir parti
EBABİL BİR KUŞTUR… - 03/09/2016
Bir öğretim üyesi neden kitap yazar?
YOĞURT YİYİŞİNİZİ SEVSİNLER… - 09/08/2016
Tarih 1831…Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali’nin bakımsızlığı yüzünden yıkılmasını isterler.
SÜLEYMAN TAPINAĞI, AYASOFYA, SELİMİYE… BELGRAD,SELANİK, EDİRNE… - 11/07/2016
Ama Edirne bu kaynaklarda yazanlardan fazlasıydı ve o kaynaklarda olmayan, oralarda yazılmayanları görmekti amacımız. Osmanlı’nın 2.başkenti…88 yıl Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir kentin anlatacağı söyleyeceği çok şey vardı mutlaka.
MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK… - 01/07/2016
Ve bu kent “laikliği içine sindirmiş” içselleştirerek yaşayanların kenti ve bunun için de her türlü mücadeleyi veren bir kent. “Köhnemiş ideolojiler” bu kentte barınamıyor ve bu neslin kıymetini biliyor bu kentli onun içinde itirazlarını yapıyor
 Devamı