• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim
Sema Acar
semaacar17@hotmail.com
BULANIK MIRILTILAR...
19/06/2016
On binlerce yıldır yer küre üzerinde var olan insanoğlu ilk başlarda gücünün yetmediği, aklının ermediği, denetleyemediği doğa olayları yüzünden dağa taşa, ateşe suya, rüzgâra buluta tapmış. Ve zaman içinde yaşama, düşünme ve inanç biçimlerindeki değişimlere bağlı olarak korkuyla taptıklarından vazgeçip, gözüyle gördüğü eliyle tuttuğu simgesel özellikler atfettiği totemler ve putlar gibi inanç nesnelerine tapınmaya başlamış.

Düşüncesi biraz daha gelişince daha soyut kavramlara yönelmiş ve tanrılar girmiş inanç dünyasına. Rüzgâr, aşk, savaş, bolluk, bereket, iyilik, kötülük ve daha nice tanrı totemlerin putların yerini almış. İşte bu süreçte; bir şeyleri anlamaya çalışırken; bir şeylere inanmaya başlayıp bir şeylere de sığınırken efsaneler de ortaya çıkmış ve âdemoğlunun umutları, beklentileri, inançları ve hayalleri efsanelere konu olmuş.

Âdemoğlunun hayal gücünün sınırsızlığını gösteren efsanelere neler konu olmamış ki... Tanrılar, kahramanlar, şeytanlar, felaketler, mucizeler, rüyalar, sırlar... Bazen sevgilileri ayıran, bazen kutsal, bazen şifalı olan sular, göller nehirler. Şekilleri yüzünden “taş kesilme “ile ilgili efsanelere konu olan kayalar... Gökyüzü, yıldızlar burçlar... Saklanamayan sırların haykırıldığı çukurlar, çukurlardaki sırları etrafa yayan rüzgâr... Karanlık ve kapalı yerlerin  gizeminden dolayı yer altı, mağaralar, kuyular, cehennem, cehennem  ateşi, yılan ejderha ... Kimilerine göre bir lütuf, kimilerine göre ise bir lanet olan güzelliğin yanı sıra kadın ve aşk da sanata olduğu gibi efsanelere de konu olmuş. 

Anasının Deli Ziya’yı daha kundağa sarmadığı ,beşiğini tıngır mıngır sallamadığı… siyah beyaz bir dünyanın gri gölgelerinin çemkirmeye başlamadığı…Çanakkale çocuklarının değil öttürmek daha ötmediği, İsmaillerin daha hasbelkader  bir yerlere gelmediği veya gitmediği... Fellik fellik diploma aranmadığı ve Seyit Onbaşı’dan sonra yine bir Çanakkalelinin yıllığı sayesinde daha tarih yazmadığı zamanlarda…

10 yıl sürecek bir savaşın başlamasına sebep olan on binlerce gemiyi denize indiren Truvalı Helen’in... Yurdumun güney kıyılarında cirit atıp basmadık kumsal yunmadık hamam bırakmayan,uğruna Sezar’ın taaa Mısır’dan Sedir Adasına getirdiği Mısırlı kumlarla özel plaj yaptıran Cleopatra’nın…Kral Midas’ın… Kraliçe Semiramis’in efsanelere konu olduğu zamanlarda; cennetten kovulmuşların torunları büyük bir tamahkârlıkla bir araya gelirler ve tanrıya daha yakın olmak için kilden bir kule yapmaya karar verirler.

Kule yavaş yavaş yükselip de tanrıya yaklaştıkça cennetten kovulmuşların torunları sevinmeye, böbürlenmeye başlarlar. Tanrı kendi kusursuzluğunu sorgulayan bu insanlara gücenir. Onları kendinden yaratmıştı ve ona benzemiyorlardı artık, değişmişlerdi.  Bu durum karşısında tanrı onları cezalandırmaya karar verir ve bir araya gelip böbürlenmemeleri için kulenin yedinci katı inşa edilirken her birine ayrı bir dil verir. O güne kadar aynı ve tek bir dili kullandıkları için birbirlerinin sözlerini bakışlarını anlayan insanlar artık birbirlerini anlamaz olurlar.  Birbirleri ile konuşarak bir şeyleri paylaşamayınca her biri bir tarafa dağılır ve bu karmaşada âdemin soyundan gelenlerin tanrıya yaklaşmak için kurmayı düşlediği kule yıkılır.

Efsaneler üretildiği kültürden ve coğrafyan beslenerek bazen okyanusları aşıp, bazen kıtaları dolaşıp günümüze kadar geldiler. Hatta filmlere, şiirlere romanlara konu oldular. Artık efsaneler üretilmiyor. Bizden sonra ki nesiller hala korunup taşınırsa bizim okuduğumuz duyduğumuz efsaneleri okuyacaklar. Çünkü aynı dili konuşmayı beceremeyen, kelimelerle düşündüğü halde kelimelerle anlaşamayan günümüz insanı ataları gibi hayal gücünü kullanmıyor. Korkuyu kullanıyor. Çünkü birbirleri ile konuşmayı beceremeyenler medenileştikçe ve ustalaştıkça kendilerine her iki tarafında ayrı hayatların yaşandığı daha kalın daha aşılmaz... Korkuların endişelerin harcıyla en kuytulara yeni korkular, yeni noksanlıklarla daha da büyüyüp yıkmak için yapmaktan daha büyük ustalık gerektirecek duvarlar örmeye başladılar. Hem de öyle sağlam öyle sahici ördüler ki; gün gelip ete kemiğe bürünenleri bile oldu. Kolları bacakları gözleri hisleri ve dilleri de oldu. 

Çünkü insanoğlu farklı dillerle farklı coğrafyalarda yaşamaya başladığında artık tanrısı kadar kusursuz değildi.  Belki de kralları tanrıya bakmak isteyecek kadar cesaretli kılan insanlığın kullandığı ortak dildi ve bu gün tanrıya bakmak için kule yapan o ilk insanların temizliğinde ve saflığında değiliz artık.  

****

Sorular cevaplanması için sorulur.  

Soru sorma bir öğrenme ihtiyacıdır. Kent ve kentliyi ilgilendiren bir iş, bir eylem, bir oluş içinde olanlar gerçekleştirdikleri fiilleri nedeniyle kentli tarafından sorulan sorulara da cevap vermek durumundadır. Olması gereken budur…

Ben de bir Çanakkaleli bilgilenme ihtiyacım yüzünden; 

01 Haziran 2016 da  “FRANSIZ KALMAYALIM DEDİK...” başlıklı yazıda sorular sordum 19 gün oldu soruların muhataplarından cevap yok…

04 Haziran 2016 da “BİENAL SANAT İÇİN MİDİR YOKSA TOPLUM YUMURTADAN MI ÇIKAR?” başlıklı yazıda sorular sordum 15 gün oldu soruların muhataplarından cevap yok…

Cevapsız kalan sorular ; soranın değil sorulanın üzerinde yüktür….

 

 

 

 

 

 



381 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

2018 Troıa Yılı …Orhaniye Tabyası… Paintball… - 15/03/2018
2017 yılının Şubat ayında ilan edilen yıl ile ilgili çalışmalar 2018 yılının Şubat ayında ivme kazanıyor… Geç kalınmış olmuyor mu “ivme kazanmak” için?
Çanakkale Çanakkale'dir - 19/01/2018
Boğaz tarihte her dönem bir isim almış ve bu isimler Boğaz’la birlikte hareket etmiş sonunda yine kentin aldığı isim Boğaz’ın aldığı isim olmuş: Çanakkale.
Kahverengi Tabelalar… - 04/08/2017
Tabela deyip geçmemek gerek her biri birer efekt aslında.
NAME-İ AŞK - 07/03/2017
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
YALNIZKENT’TE CHP’LİLERİN SOSYAL MEDYA İLE İMTİHANI - 14/12/2016
CHP 20, 22 ve 23 Dönem Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük Facebook hesabında bir paylaşım yaptı. Adana mitinginde; Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Şahin Alpay’ın anons edilmelerinden duyduğu rahatsızlığı ifade eden… Sıfatlar ve hakaret içermeyen… Bir parti
EBABİL BİR KUŞTUR… - 03/09/2016
Bir öğretim üyesi neden kitap yazar?
YOĞURT YİYİŞİNİZİ SEVSİNLER… - 09/08/2016
Tarih 1831…Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali’nin bakımsızlığı yüzünden yıkılmasını isterler.
SÜLEYMAN TAPINAĞI, AYASOFYA, SELİMİYE… BELGRAD,SELANİK, EDİRNE… - 11/07/2016
Ama Edirne bu kaynaklarda yazanlardan fazlasıydı ve o kaynaklarda olmayan, oralarda yazılmayanları görmekti amacımız. Osmanlı’nın 2.başkenti…88 yıl Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir kentin anlatacağı söyleyeceği çok şey vardı mutlaka.
MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK… - 01/07/2016
Ve bu kent “laikliği içine sindirmiş” içselleştirerek yaşayanların kenti ve bunun için de her türlü mücadeleyi veren bir kent. “Köhnemiş ideolojiler” bu kentte barınamıyor ve bu neslin kıymetini biliyor bu kentli onun içinde itirazlarını yapıyor
 Devamı