• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim
Sema Acar
semaacar17@hotmail.com
EBABİL BİR KUŞTUR…
03/09/2016

Bir öğretim üyesi neden kitap yazar?         

Yazan Dr.Mithat Atabay  Çanakkale Savaşlarının 100.Yılı Anısına Çanakkale Basın Tarihi kitabı. 152 sayfa karton kapak, bendeki 2.baskı Paradigma Akademi Yayınlarından çıkmış 2015 ’de…1.baskı ne zaman kaç adet belirtilmemiş.

18 Mart 2002 tarihinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak atanan Mithat Atabay Çanakkale Basın Tarihi’ni yazmaya soyunmuş. Hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözünün yazıldığı Çanakkale Savaşlarının 100.yılı anısına yazmış bu kitabı.

Tarih kitabı yazmak büyük bir sorumluluk ama özel bir tarihin anısına özel bir kentin basın tarihini yazmak kat be kat daha artırır bu sorumluluğu. Öylesine yazmış olmak için yazılmış hissi veren, eksikliklerin, hataların,  belirsizliklerin olduğu kitap için belki Çanakkale’de çıkan ve arşivden bulunan gazetelerden bir derleme denilebilir ama kesinlikle Çanakkale Basın Tarihi denilemez. Çanakkale Savaşlarını 100.yılında böyle baştan savma bir kitapla anmakta hiç hoş ve şık olmamış.

Kitapla ilgili ilk itirazım önsözde yazılan “Ancak hiç şüphesiz basın tarihi ele alınırken asıl unsuru bu mesleğini yapan gazeteciler oluşturmaktadır. O nedenle çalışmada Çanakkale’de yayınlanan gazete, dergi ve bültenler yer alırken döneminde oldukça etkili ama maalesef bazılarının ismi yeni kuşaklar tarafından unutulmuş gazetecilerin hayat hikâyelerine de yer verilmiştir ”cümlelerine.

Basın meslek değildir. Genel bir tanımdır. Nedir bu tanım; dar anlamıyla gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat iken geniş anlamda belirli zamanlarda basılıp, her çeşit haber ve fikirleri topluma ulaştıran tüm yayın ürünleridir

“Tarih olayların anlatısıdır. Geri kalan her şey bunun sonucudur.”

Bu gün 4.kuvvet denilen basını gazete ve gazeteci isimlerine indirgemek yanlıştır. Dönemsel ve tarihsel olaylar  gazetelere nasıl yansımıştır, gazetelerin yayın politikaları hangi dönemlerde nasıl etkilenmiştir? Kent aktörleri ile gazeteler, gazetecilerin ilişkileri… Siyasiler ve gazeteler, gazeteciler (2013 yılında Çanakkale’de zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan gazeteci Mehmet Çelen’e parti rozeti takmıştır.) Matbaacılıktan ve gazetecilikten gazete sahipliğine geçenler, gazete kuran patronlar. (2011 yılında Çanakkale’de ilk olarak bir patron gazetesinin açılışını lansmanla duyurdu. Başta basın etiği olmak üzere gazetecilikle bağdaşmayan bu durum Basın Tarihi kitabına neden girmemiştir? ) Ajans ve Ulusal gazetelerin temsilcilikleri… Kentteki basın meslek kuruluşları (Çanakkale basın mahallesi çok geniş ama basın sendikası yok ancak üç tane basın cemiyeti var.) Matbaalar, matbaalarda kullanılan teknoloji ve montörler… Matbaa malzemelerinin tedariki (Çanakkale de onca gazete dergi bülten basılırken matbaa malzemeleri başta İstanbul olmak üzere Balıkesir’den, İzmir’den temin edilir.) Bayi satışına çıkan gazeteler, abonelik sistemi ile dağıtılan gazeteler… Tirajlarına göre gazeteler... Ve kitabın yazıldığı tarih itibarıyla yayınlanan gazete (günlük ve haftalık olarak) dergi (aylık, üç aylık ve dönemsel) ve bültenlerin sayısı.  

Çanakkale’nin basın tarih kitabı ama; Sedat Laçiner’in rektörlüğü döneminde ÇOMÜ lü bazı akademisyenlerin ve mahlaslı yazarların basın aracılığı ile kentte yarattıkları huzursuzluk… Kurulan haber siteleri Demokrat Çanakkale ve ÇOMÜ Haber…Laçiner’in rektörlüğü ile basın mahallesinde boy göstermeye başlayan Kerem İriç bu kitapta yok… 

Çanakkale’de saldırmadığı siyasetçi, gazeteci, sivil toplum kuruluşu bırakmayan Laçiner ve şürekâsı ve dahi mahlaslısı Firuze ve dahi Feride (daha sonra mahkemede Kerem İriç Firuze’nin kendisi olduğunu kabul etmiştir.)... ÇOMÜ’nün kentten uzaklaştırılıp adeta Laçiner ve şürekası tarafından kentle kavgalı hale getirildiği Laçiner’in rektörlük dönemi Çanakkale basın tarihinin de en karanlık dönemidir. Hayır, bütün bunların yazılmadığı bir kitaba Çanakkale’nin Basın Tarihi ismini veremezsiniz.

Tarihin sorgulatan bir yönü de vardır. Dolayısıyla Çanakkale basınının tarihini yazmak için yola çıkıyorsanız; sadece gazetenin,  imtiyaz sahibinin, yazı işleri müdürünün, köşe yazarlarının adını yazmakla sınırlayamazsınız.

SEN NEYMİŞSİN BE ABİ!

Okumaya devam ettikçe fark ettim ki kitapta en çok yazarın kendi adı geçiyor. Dipnotlarda, kaynakçada ve kitabında yer verdiği gazetelerin birçoğunun yazar kadrosunda yazarın adı var… Prof.Dr Osman İnci “Bilimsel araştırma, yayın ve tıp etiği” kitabında “Bilimsel yayınlarda yazarlar sorumluluklarını bilerek ya da bilmeyerek aşmaktadırlar. Bazı saptamaları açıklamak gerekirse: Bilimsel yayınlarda sürekli kendi yayınlarına gönderme yapmak, atıfta bulunmak etik dışı davranıştır” der.

Hayretle ,şaşırarak ve itiraz ederek ilk okuma bittikten sonra tekrar okumaya karar verdim. Bazı satırların altını çizerek, sayfa kenarlarını kıvırarak, notlar alarak okudum bu kez. Sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim.

”Okuyucu, bilgili, ilgili ve cesur olmak durumundadır. Zira yanıltıcı bir yayın tüm insanlığı yanıltma potansiyelini taşımaktadır.”   

Yazar önsözde sanki marifetmiş gibi bu kitabın  “1923 ten 1981 yılına kadar tamamen Çanakkale dışında bulunan kütüphanelerden arşivlerden 11 yılda toplanarak elektronik ortama aktarılmış kaynaklardan”   ortaya çıktığını belirtiyor. Oysa kentin son 35-40 yılına tanıklık etmiş basın mahallesinde bir ömür geçirmiş insanlar hala hayatta. Onları görmezden gelerek, onlarla konuşmadan eksik arşivlerden ve künyelerden yazılan kitap bu kadar olur.

Yazarın basın tarihi mi Çanakkale’nin basın tarihi mi?

Dedim ya Çanakkale basın mahallesi çok kalabalık. Bu kocaman mahallenin merkezde, ilçelerde, adalarda yayınlanan gazetelerini, dergilerini, bültenlerini geniş zaman eki kullanarak; hatalar eksiklikler, yanıltıcı bilgilerle 42 sayfalık 5.bölüme sığdırmış yazar.

2000 li yıllardan başlayan 5. bölümde dipnotlar azalıyor kaynakçada zaten yazarın kendi yayınlarına atıf yaptıkları dışında tüm kaynaklar 1900 lü yıllara ait. 20o2 den sonrasının anlatıldığı kısımda ise nerdeyse hiç kaynak yok. Sanki gazetelerin künyeleri olduğu gibi yazılmış.

Yazarın kendisinin de yazı yazdığı gazetelere daha fazla yer verilmiş,  daha detaylı yazılmış bu gazeteler. Kitapta en fazla yer ayrılan gazete yazarın yazılarının da yayınlandığı haftalık bir gazete.3 sayfa ayrılan bu gazete Aynalı Pazar.

Bazı gazetelerin yayın hayatına devam edip etmediği belirtilirken bazılarında bu konuda hiç bilgi yok.

Mesela; Kamuoyu Gazetesi yayınına devam ediyor mu? Ya da Çanakkalem Sanal Gazetesi, Kale-i Alem, Çanakkale Vıp … Kitaba bakarsanız evet yayındalar ama fiiliyata bakarsanız ??? Bu şekilde çok fazla gazete var akıbeti belli değil. Ben birkaç tanesini yazdım.

Bazı gazetelerin kitapta esamisi yok. Kepez Hâkimiyet Gazetesi. Ekim 2013 de yayın hayatına başlayan 16 sayfalık günlük gazete. Sahibi Cemil Kaygusuz. Kepez Hâkimiyet Kepez’de çıkan ilk gazete değil ama şu an Kepez’de yayınlanan tek gazete.

Çanakkale de gazeteciler cemiyetinin düzenlediği yarışmalarda ödül alan tek gazete Kale Posta Gazetesi midir ki; Kale Posta ile ilgili yazılan dört satırın 2 satırı sahibinin ve yazı işleri müdürünün adı, kalan 2 satır 2011 de aldığı sayfa tasarımı ödülüdür?

“Ayvacık Postası (1997) 1997 de yayınlanan Ayvacık postası gazetesinin sahibi ve yazı işleri müdürü Mustafa Sezektir.” Bir cümle ile Basın Tarihine geçen ilk gazete belki de Ayvacık Postasıdır. Ama bu kadar değil Ayvacık Postası. Gazeteci Mustafa Sezek 2012 yılında hayata veda etmiştir. Yerel gazetelerde Mustafa Sezek’in ölümü oldukça geniş yer almıştır.  

“2 Mart Cuma günü saat 18.00 sıralarında Sezek ailesine bir telefon gelir. Ezine Meslek Yüksekokulu’nda taşeron işçi olarak çalışan Arzu Sezek’in işten çıkarıldığı haberidir bu. Ve daha bir ay önce üniversitede yeniden işe alınan karısının; işten atıldığını öğrenen gazeteci arkadaşımız Mustafa Sezek sabaha karşı kalp krizinden bu dünyaya veda eder; geride gözbebeği kızları İpek ve Denizce’yi öksüz bırakarak…” Olay Gazetesi Mustafa Sezek’in ölüm haberini böyle duyurmuş. Aynalı Pazar’da geniş yer vermiştir Mustafa Sezek’in ölümüne sebebiyet verdiği iddia edilen olaylara.2015 yılında basılan bir tarih kitabında bu durumu nereye koyabiliriz? Rötarlı ve eksik tarih kitabı…

Sayfa 100 de Gökçeada’da yayınlanan gazeteler var.4 gazete kaynaklarda yazıldığı şekilde sayfaya aktarılmış. Ancak Gökçeada’da basın tarihine geçecek önemli bir olayı atlamış yazar.2013 yılında Gökçeada’da ulusal ve Çanakkale yerel basınının katıldığı adanın tarihinde ilk basın toplantısı yapıldı.

Gökçeada’da 2013 yılı Mayıs ayında 4-7 Temmuz 2013 tarihleri arasında Defne Türk- Yunan Derneği tarafından ‘Temiz Deniz’ temasıyla düzenlenecek 12.Türk- Yunan Dostluk Festivali’nin tanıtımının yapıldığı ve ulusaldan Celal Başlangıç, Ragıp Duran’ın katıldığı toplantıya Çanakkale yerelden ise; Olay Gazetesi  Aynur Narler  Seçkin Sağlam, Çanakkalenin İçinde İnternet Gazetesi  Onur Özel, Objektif Bakış Gazetesi  Sema Acar İbrahim Taş,Boğaz Medya  İsmet Akıncı Hafize Akıncı ve Gökçeada basınından gazeteciler katıldı. Ulusal ve yerel gazetelerde yer alan bu olay Çanakkale yerel basınının tarihini yazacak kadar donanımlı ve meraklı! yazarımızın kitabında yok. Çünkü faydalandığı kaynaklarda yazmadığı için ve basını da yeteri kadar takip etmediği için olsa gerek yazar Gökçeada’da 2013 yılında ada tarihinde ilk kez yapılan basın toplantısını kitabına koyamamış. Ya da şöyle sorayım; İlker Ülker’in gazetesinin 2011 yılında aldığı sayfa tasarımı ödülü kadar önemli değil midir Gökçeada tarihinde yapılan ilk basın toplantısı?    

Yani bu kentte çıkan gazeteler sadece künyeden mi ibaret?

Objektif Bakış Gazetesi ki kitapta Objektif Gazetesi olarak yazılmış. İki paragraf 8 satır…3 satırlık ilk paragrafta doğru olan kuruluş tarihi, yanlış olan sayfa sayısı. Objektif Bakış gazetesi 16 sayfa değil 24 sayfa çıkmıştır. 24 Ocak 2011 de Çanakkale basın tarihinde ilk defa lansmanı yapılarak yayın hayatına başlayan patron gazetesi Objektif Bakış’ın Ağustos 2011 de tüm kadrosu Gürkan Düzenli ve İbrahim Taş dışında değişmiştir. Ve bu tarihten sonra Objektif Bakış Gazetesi başarılı bir çizgi yakalamış, adından bahsedilen kentin ilk üçüne giren bir gazete olmuştur. Merkezde 650, Çan’da 5o abonesi ile 1 Ağustos 2013 tarihine kadar başarılı bir yayın hayatı sürdürmüştür. Bu süre zarfında; Vali ve Basın Enformasyon Müdürünün konuşmacı olarak katıldığı protokolün yer aldığı bir konferans düzenlemiştir. Konferansın konuğu Kazım Karabekir’in kızı, Kazım Karabekir Vakfının ve Müzesinin kurucusu Timsal Karabekir konuşmasının başında “şimdiye kadar üniversiteler ve STK lardan gelen davetlerle konferanslara katılırdık ilk kez bir yerel gazetenin davetlisi olduk diyerek Objektif Bakış Gazetesini kutlamış ve teşekkür etmiştir. Bu konferans Çanakkale basınında ilk ve tektir. Yine Çanakkale’de bir ilk ve teke daha imza atmış madde madde yayın ilkelerini yayınlayarak okuyucusuna ve kamuoyuna bu ilkelerden ayrılmadan gazetecilik yapacağını duyurmuştur. Kentte sosyal sorumluluk projelerine gönüllük esası ile katılan bunları haberleştiren tek gazete yine Objektif Bakıştır. Ağustos 2013 de gazete ikinci kez yapısal değişikliğe gitmiş. Gazete patronu Kerem İriç’le yola devam etme kararı almıştır. Bu gün 5. Yılını dolduran Objektif bakış gazetesinde Kerem İriç  7 ay  görevli  olarak çalışmış 65o olan abone sayısını 380 e düşürmüş, gazetenin yayın politikasını 360 derece değiştirmiş, Sedat Laçiner  ve avanesi köşe yazıları yazmıştır.7 ay sonra Şubat 2014 de gazete satılmıştır. Ve yazar kitabında bu gazetenin başarılı ve temiz geçmişini göz ardı ederek 7 ay çalışan, gazetenin satışı ile Objektif Bakış ‘tan ayrılan Kerem İriç’e yer vermiştir ve Objektif Bakış Gazetesine emek veren insanlara haksızlık saygısızlık yapmıştır. Künyeden gazete tarihi yazılmaz tekrar ediyorum. Hani yazarın bilgisi olsun Objektif Bakış Gazetesi 2012 yılında Gazeteciler Cemiyetinin düzenlediği yarışmada 5 ödül birden almıştır bir gecede… Bir gazete… 5 ödül…

Ve Çanakkale 1915 dergisi. Yazar bu derginin de yazar kadrosundadır ve bu derginin hikâyesini bilmemesi mümkün değildir gibi geliyor bana. Çünkü derginin sahibini tanıyor ve bu hatayı yapıyor, anlamak zor. Benim de takip ettiğim kütüphanemde de yer alan derginin öyküsünü ben biliyorum mesela. Çünkü dergiyi çıkaran benim de arkadaşım ve ondan dinlemişliğim var.Çanakkale 1915’in sahibi sponsor bulamaması nedeniyle ilk iki sayıda Ahmet Uslu'nun Seddülbahir'deki müzesini, 3. ve 4 sayıda da Necmettin Özçelik’i derginin sahibi olarak göstermiştir. Sponsor sorunu çözülünce 5.sayıdan itibaren dergiyi kendi adıyla çıkarmaya devam etmiştir. Çanakkale 1915 dergisi; 2009 -2010 ve 2011’de üçer sayı çıktı. Sonra yılda dört kez çıkmaya başladı. Bunun gibi, diğer yayınlar hakkında da çok yanlış bilgiler var 

Bu tip hatalar önce yayını çıkaranlara yapılan haksızlıktır saygısızlıktır. Zor iştir gazetecilik yapmak, araştırma yapıp arşivlerde dolaşarak dergi çıkarmak. Maddi imkânsızlıklarda işin cabası. İnsanlar bu kadar zorluk sonrası ortaya güzel bir iş çıkardıklarında mutlu olurlar ve devam ederler yollarına. Âmâ yaptıkları görmezden gelinince incinirler, kızarlar, üzülürler… İnsan emeğine saygılı olmak gerek…

Kitabın sadece 5.bölümü ile ilgili olarak 152 sayfalık tamamlayıcı düzeltici kitap yazılabilir. O kadar yani.

6.Bölüm… Çanakkaleli /Çanakkale’de görev yapan gazeteciler

Keşke burada hata olmasaydı ama var.

Ulusal gazetelerde haber değil yazı yazan Samih Rıfat’ın (1874-1932) Çanakkale ile ilgisi Çanakkale Mutasarrıflığı ve TBMM de 2.dönem Çanakkale m.vekili oluşu. Çanakkale yerel basını ile gazetecilik anlamında bir ilişkisi yok. Başyazarlar ve yazarlar gazeteci değildir.

Ahmet Cevat Emre(1878-1961) de Çanakkaleli değildir Çanakkale’de gazetecilik yapmamıştır o da 1931 yılında Çanakkale’den milletvekili seçilmiştir. Ulusal gazetelerde yazı yazmıştır.

Suphi Nuri İleri’nin doğum yeri yazılı değil ama hayatının anlatıldığı bölümde Çanakkale ile irtibatı olmadığı görülüyor.

Mehmet Ali Tevfik Yükselen’in Çanakkale ile ilişkisi Biga’da doğmuş olması. Kendisi gazetelerde başyazarlık, yazarlık yapmış ve kendisine beş sayfa ayrılmış. Hatırlatmak isterim kitap Çanakkale basın tarihi, Çanakkale gazeteleri 2-3 satırlık paragraflarla üstünkörü yazılmış, Çanakkaleli gazetecilerden bahsedilmemişken bu 5 sayfa fazla olmuş…  

Ziya Gevher Çanakkaleli değil Çanakkale basınıyla ilişkisi olmamış. 3- 4 -5 ve 6 dönemlerde Çanakkale m.vekili olmuş ve kitabın Çanakkaleli/Çanakkale’de gazetecilik yapanlar bölümünde yer alıyor.

Ve eğer yukarda adı geçen, tarihi kimlikleri ile değerli olan şahsiyetler yazı yazdıkları ya da Çanakkale m.vekili oldukları için bu kitaba giriyorsa Reşat Nuri Güntekin’in de olması gerekirdi. Reşat Nuri ilköğrenimine Çanakkale'de başladı.  Çanakkale’de yazdığı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu.1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. Yine 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Yani hem Çanakkale milletvekili hem Çanakkale’de yaşamış hem de gazetecilik yapmış… Ama kitapta yok. Karışıklık diz boyu…

Gelelim kitapta olması gereken ama olmayan Çanakkalelilere…   

Nejat Tabak matbaacılıktan gazete sahipliğine geçen ve Çanakkale’ye 1984 yılında ilk ofset matbaa makinası getiren kişidir.

Yoklara devam ediyoruz.

Cemal Oral.1984 yılında Çanakkale’de gazeteciliğe başlayan.34 yıl bu mesleği devam ettiren Çanakkale yerel basınında yetişen, Çanakkale’de çıkan gazetelerin çoğunda çalışan, emeği olan Çanakkaleli bir gazeteci olarak gelecek kuşaklara tanıtılması gereken bir gazeteci. Ve tek başına bir gazeteyi hazırlayıp, basıp, katlayıp ve nihayet dağıtımını da yaparak okuyucuyla buluşturacak kadar yetenekli bir gazeteci olan Cemal Oral Çanakkale’de yaptığı işten dolayı darp edilen ilk ve tek gazetecidir. Olayı hala çözülmemiş failler bulunmamıştır. Yazarın gözünden kaçmış olmalı.

Kadir Kenar Çanakkale’de görev yapan ilk mektepli gazetecidir. Hürriyet Gazetesinde çalışmış daha sonra Çanakkale’ye dönmüş kendi gazetesini kurmuş ekonomik nedenlerden devam ettirememiş Çanakkale yerel basınında hala aktif olan, kalemi güçlü bir gazeteci.

İsmet Akıncı muhabir olarak işe başladığı gazetenin daha sonra sahibi olmuştur. Burası Çanakkale Gazetesi’dir bu gazete ve ustası Cemal Oral’dır.

Murat Kıray çıkardığı Aynalı Pazar’ın sahibi olarak kitapta yer alsa da bu gün Çanakkale’de gazeteci denince ismi ilk akla gelen gazetecilerden birisi de O’dur. O’da adına başlık açılıp ileriki kuşaklara aktarılması gereken bir gazeteci… Tıpkı Gündem gazetesi sahibi Güngör Yıldız gibi… Kalem Gazetesinden Tekin Uğurlu… İlker Yurttaş… Remzi can gibi.

İkinci kuşak diyebileceğimiz ve yine kitapta kendilerinden bahsedilmeyen basın emekçileri;

Gürkan Düzenli;21 yıllık gazeteci. Çanakkale’nin ilk polis adliye muhabiri. Yerel gazetelerde yetişmiş 2012 yılında iHA Çanakkale temsilcisi olmuştur. Halan aynı görevini devam ettirmektedir.

Erdem Arif Sürek; yerel gazetelerde yetişen, uzun yıllar Hürriyette ve Doğan Haber Ajansında çalışan Erdem Arif Sürek meslek yaşantısına halen devam ediyor.

Burak Gezen; Çanakkale’de yerel gazetelerin matbaa dâhil her bölümünde çalışmış bir gazeteci. Halen Doğan Haber Ajansı büro şefi . Sürekli sarı basın kartı sahibi.

Mehmet Bayer; Gazi Üniversitesi mezunu. Ton TV de uzun yıllar çalışan Bayer şu an AA da çalışıyor.

Burak Akay; yerel gazetelerde yetişti. Halen AA'da çalışıyor.

Ayhan Öncü; uzun yıllar İHA temsilciliği yaptı, emekli oldu. Sürekli sarı basın kartı sahibi. Kendi internet gazetesini çıkarıyor.

Alper Usta; valilik ve belediye muhabiri olarak uzun yıllar Ton TV haber gazetesinde çalıştı.

Gökhan Kökçak; TRT temsilcisi. Yerle gazetelerde uzun süre çalıştı. Halen Hedef Medya’nın sahibi. Aktif Gazeteciler Cemiyeti’nin kurucularından.

Gökhan Özbertun; meslekte en kıdemlilerden. Çeşitli yerel gazetelerde çalıştı. Volkan Özbertun ile Haftalık Manşet gazetesinin sahibi.

Metin Pala: Çanakkale'de gündem gazetesinde çalıştı. Sonra AA ya geçti. İstanbul'a çağırıldı. Türkiye'nin en önemli foto muhabirlerinden birisi oldu. Halen İstanbul AA da çalışıyor.

Bu kitaptan basın mahallesinde kaç kişi haberdar, kaç kişi okudu bilmiyorum. Okusalar onlar neler bulur kim bilir? ÇOMÜ Öğretim Üyesi Mithat Atabay bu kitabı neden yazdı? ÇOMÜ de basın tarihi ya da gazetecilik dersine mi giriyor? Öğrencilerine ders kitabı hazırlamak mıydı amacı? Bir kitap yazıldığı tarihten 2-3 sene sonra hem de güncellenmeden neden bastırılır? Bilemiyorum. Bu kitap bu haliyle kitapçı raflarında durmamalı. Akademinin çıtasını düşürmemek gerekir.

Ve bu tip kitaplar ilaç prospektüsü gibidir. Yani gerektiğinde başvurulup, kaynak olarak kullanılırlar. Belediye, valilik, basın enformasyon, basın ilan, odalar gibi kurumların kütüphanelerinde oldukları gibi üniversitede basın yayın okuyan öğrenciler için de ders kitabı özelliği taşırlar. Yani böyle kitaplar baştan savma yazılamaz, yanlış bilgilendirme kabul edilemez, hele hele yazmış olmak için asla yazılamaz   

Prof.Dr Osman İnci “Bilimsel araştırma, yayın ve tıp etiği” kitabında “ Bilim, gerçeği arama eylemidir. Bilimsel bilgi gerçeklerin toplanması, düzenlenmesi ve yorumlanması ile ortaya çıkar. Bilimsel dürüstlük “gerçeği arama” eyleminde ahlaklı, doğru, emeğe saygılı ve içten olmayı gerektirir.   Bilimin temeli dürüstlüktür. Bilimsel araştırmanın amacı maddi kazanç sağlamak, toplumda ünlü olmak, kendini yüceltmek, meslektaşları arasında sivrilmek değildir. “der. 

Ve Paul Veyne de Tarih Nasıl Yazılır? Kitabında tarih felsefesi araştırmalarındaki klasik ayrımları irdeleyip tarihin nasıl yazılmaya çalışıldığını araştırarak tarihin aslında “hep orada, gözümüzün önünde olanlar” olduğuna işaret eder.

Uzun bir yazı oldu. Tespit ettiklerimin tamamını yazsam daha da uzun olurdu.Sabrın için teşekkür ederim sevgili okur. Yazdım tesir edecek mi bilmem ama sussam gönül razı olmayacaktı...

 

 

 

 

 

 



968 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

2018 Troıa Yılı …Orhaniye Tabyası… Paintball… - 15/03/2018
2017 yılının Şubat ayında ilan edilen yıl ile ilgili çalışmalar 2018 yılının Şubat ayında ivme kazanıyor… Geç kalınmış olmuyor mu “ivme kazanmak” için?
Çanakkale Çanakkale'dir - 19/01/2018
Boğaz tarihte her dönem bir isim almış ve bu isimler Boğaz’la birlikte hareket etmiş sonunda yine kentin aldığı isim Boğaz’ın aldığı isim olmuş: Çanakkale.
Kahverengi Tabelalar… - 04/08/2017
Tabela deyip geçmemek gerek her biri birer efekt aslında.
NAME-İ AŞK - 07/03/2017
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
YALNIZKENT’TE CHP’LİLERİN SOSYAL MEDYA İLE İMTİHANI - 14/12/2016
CHP 20, 22 ve 23 Dönem Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük Facebook hesabında bir paylaşım yaptı. Adana mitinginde; Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Şahin Alpay’ın anons edilmelerinden duyduğu rahatsızlığı ifade eden… Sıfatlar ve hakaret içermeyen… Bir parti
YOĞURT YİYİŞİNİZİ SEVSİNLER… - 09/08/2016
Tarih 1831…Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali’nin bakımsızlığı yüzünden yıkılmasını isterler.
SÜLEYMAN TAPINAĞI, AYASOFYA, SELİMİYE… BELGRAD,SELANİK, EDİRNE… - 11/07/2016
Ama Edirne bu kaynaklarda yazanlardan fazlasıydı ve o kaynaklarda olmayan, oralarda yazılmayanları görmekti amacımız. Osmanlı’nın 2.başkenti…88 yıl Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir kentin anlatacağı söyleyeceği çok şey vardı mutlaka.
MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK… - 01/07/2016
Ve bu kent “laikliği içine sindirmiş” içselleştirerek yaşayanların kenti ve bunun için de her türlü mücadeleyi veren bir kent. “Köhnemiş ideolojiler” bu kentte barınamıyor ve bu neslin kıymetini biliyor bu kentli onun içinde itirazlarını yapıyor
BULANIK MIRILTILAR... - 19/06/2016
On binlerce yıldır yer küre üzerinde var olan insanoğlu ilk başlarda gücünün yetmediği, denetleyemediği doğa olayları yüzünden dağa taşa, ateşe suya, rüzgâra buluta tapmış.
 Devamı