• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Öznur Doğangün

Öznur Doğangün
oykudoga@hotmail.com
ALKIŞLANMAK İSTİYORSAK ALKIŞLAMAYI DA BİLMELİYİZ
01/11/2016

Kent Söyleşileri

Karışan Madonnalar, uçuşan yalanlar.Tüm yozlaşmaya , cahilliğe rağmen doğru bilgi, yalın nezaket, mutlu güzellikler konuşmaya ve yaymaya devam.

Bu hafta konumuz bale olsun istedim. Zerafetin simgesi bu sanat alanına ne kadar yakınız, ne kadar uzağız? Türkiye olarak bale’yi seviyor muyuz? Resitalleri yapacak salonlarımız var mı? İş bilene sormak istedim ve Çanakkale’nin ilk bale kursu olan Ece Aydemir Bale Kursu’nun kurucusu, yöneticisi ve herşeyi Ece Aydemir ile sohbet ettim.

Ececiğim kaç yaşında bale eğitimine başladın?

Baleye 3.5 yaşında başladım. 19 yaşına kadar Yıldız Alpar’ın öğrencisi oldum, Türkiye’nin ilk bale okuluna sahip bir eğitmenden baleyi öğrenmenin gururunu yaşadım. Okul hayatımın yanı sıra bale eğitimimi de yıllarca devam ettirdim ve 19 yaşında mezuniyet sınavımı verdim.  Bu arada Londra’da Royal Akademi of Dance okulundan ayrı bir eğitmen sertifikası daha aldım.

Baleye başlamanda annenin önemli bir etkisi var galiba, değil mi?

Annen aslında tiyatro okumuş ama hayalinde hep balerin olmak varmış. En büyük duası “bir kızım olsun, onu balerin yapayım” olmuş. Duası gerçekleşmiş ve bir kızı olmuş. 3.5 yaşıma geldiğimde beni elimden tutup bale okuluna götürmüş. Çok delişmen, hareketli bir çocuk olan ben, o okulda olmayı ve bale yapmayı çok istemişim. Ne mutlu bana ki, Türkiye’nin ilk özel bale okulu olan Yıldız Alpar Bale Okulunun ve o değerli hocanın öğrencisi oldum.

Sen aynı zamanda ÇOMÜ İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunusun, neden farklı bir branş tercih ettin?

Yabancı dile çok merakım vardı, ailem beni her yaz Royal Akademiye yaz okullarına gönderdikçe benim de İngilizceye sempatim gittikçe arttı ve İngiliz Dili Edebiyatı okumak istedim. Mezuniyet sonrası bir 5 yıl kadar ÇOMÜ’de mesleğimi yaptım ama bale kursu o kadar büyüdü ki mecburen ilgimi kursuma yönlendirmek zorunda kaldım.

Çanakkale’de kalmaya ve bale kursunu açmaya nasıl karar verdin?

ÇOMÜ’de öğrenciyken Çanakkale Koleji açıldı, benim de diplomam var ve bale öğretme hakkım var ya, hep de bale öğretmeni olma hayalim var.  Hemen koleje gittim “Ben bale öğretmeniyim, sizde ders verebilir miyim” dedim. Çok heyecanlandılar ve bir bale öğretmeni arayışında olduklarını söylediler. Hemen sınıflar açıldı ve böylelikle ben seçmeli ders olarak bale dersleri vermeye başladım. 3 yıl sürdürdüm dersleri ve ÇOMÜ’den mezuniyet günü geldi çattı. Ailem mezuniyet sonrası dönmemi istese de benim gönlüm Çanakkale’de ve balede,  burada devam etmek istiyorum. O dönem anneannem devreye girdi ve bana destek verip ailemin desteğini sağladı. Böylelikle 2000 yılında Milli Eğitime bağlı olarak Çanakkale’nin ilk bale kursu açıldı.

Duyguların nasıldı?

İlk yılımı ilk kayıt heyecanımı anlatamam. Hele ilk resitalim;  6-7 aylık öğrencilerim ile kocaman bir organizasyona giriştim. 2 perdelik resitali zorla da olsa devlet balesinden gelen hocalarımın da yardımıyla hazırlamayı başardım. Resitalin bitiminde annem “sen bu işi başaracaksın” dedi. Ailemin de tam desteğini böylelikle aldım.

Çocuklar kaç yaşında baleye başlıyorlar?

3.5 yaş ideal. Ben de 3.5 yaştan itibaren öğrencileri kursuma kabul ediyorum.

Hemen bale yapmaya başlayabiliyorlar mı?

3.5 – 8 yaş arası küçük sınıf olarak başlıyorlar. Ama bu yaş grubu henüz oyun çocuğudur daha. Basit adımlarla, müzik ile onlara oyunlar oynatıyorum. Müziği sevmelerini, müziği duymalarını ve içlerinden geldiği gibi dans ile eşlik etmelerini istiyorum. Çok ağır teknik dersler yaptırmıyoruz bu yaş grubuna.

Neler yaptırıyorsun derslerde?

Hepsinin algıları farklı, oyun oynamaktan çok keyif alıyorlar, masal sahneleriyle onları müzik eşliğinde motive ediyorum. Farklı masallar, farklı heyecanlar ile enerjileri, hayal dünyaları üst noktada oluyor. Bir gün tavşanın peşinden koşarken, bir gün Sinderella oluyorlar, bu masalsı duygular ile içlerindeki enerjiyi dışarıya dans vasıtasıyla yansıtıyor ve kendilerini dans ile ifade etmelerini sağlıyoruz.

Motive olmaları zor oluyor mu, çok küçükler.

Zor tabi, ama hepsi için ayrı öğretme metodlarım var. Bazı çocuk aferinden hoşlanıyor, bazısı biraz daha çalışmalısın ile motive oluyor. Hepsine sevgi ve sabırla yaklaşmak ve onları anlamak gerekiyor.

Bazen anne babanın zoruyla baleye getirilen çocuklar oluyor, onlara nasıl yaklaşıyorsun?

Zorla getirildiğini düşündüğüm çocuk olursa velisiyle görüşüyorum ya da başka yöne ilgisini fark edersem bunu veliyle paylaşıyorum. Çocuğun mutlu olduğu şeyi yapması önemli. Bale ona mutluluk vermiyorsa doğru yönlendirme yapmaya çalışıyorum.

Öğrenciler nasıl hayallerle baleye başlıyorlar?

Her öğrenci balerin olmak için gelmiyor, çocukların en büyük hayali tütü giymek, çizgi filmlerdeki ve masalsı filmlerdeki balerin hareketlerini yapma hayali ile bize geliyorlar. Oysa ki biz o hareketleri damla damla öğretiyoruz,  ancak 5-6 yıl sonra o hayallerindeki hareketleri yapabilme seviyesine geliyorlar. Çünkü kasları güçlendirmemiz ve çok çalışmamız gerekiyor. Bir süre sonra da tercihini yapıyor, tamam mı devam mı diye.

Bale bir çocuğun hayatına neler katar?

Klasik müzik eserlerini tanıyıp öğreniyorlar, ritim duygusunu öğreniyorlar, hayal dünyaları genişliyor, iyi bir bale seyircisi oluyorlar. Hayata daha duyarlı olurken, doğaya,  insana hayvana her şeye saygı ve sevgi duymaya başlıyorlar. Ben sadece bale öğretmiyorum, belki de ilk öğretmenleriyim; onlara paylaşmayı, bireysellikten uzaklaşarak ekip olabilmeyi ve başarıyı yakalamayı öğretiyorum. Ritim duygusunun beden ve beyin ile koordinasyonu sonraki tahsillerinde onlara yardımcı olurken doğru adım, doğru duruş, sırt ve kas gelişimi ile zarafeti de kazanmış oluyorlar.

Ama tabi ki sadece bale olarak bakmamak lazım. Çocuğun kesinlikle bir hobiye ihtiyacı var, bu tenis olur, herhangi bir spor dalı ya da bale olur. Okul dışında enerjilerini boşaltabilecekleri bir alan lazım çocuklara.  İç dünyalarını dışa vurmak için hobi seçmek önemli ve görüyoruz ki bir hobisi olan çocuk derslerinde ve hayatta daha başarılı oluyor.

Resitallere nasıl hazırlanıyorsunuz?

Tüm resitallere çok özenli çalışıyorum. Her çocuk kendi sınırlarında ne yapabilirse ona göre değerlendiriyorum, herkesin vücut yapısı, müzik algısı, duygusallığı farklı. Her çocuğu aynı oranda zorlamıyorum. Müzik algıları, ritim algıları farklı. Hepsinin mutlu olmasını, kendisini özel hissetmesini izliyorum. Haftada 2 saat çalışıyoruz sadece. Buluşma saatlerinde ise neyi güzel yapabiliriz kaygısı ve arayışını devam ettiriyoruz. Eskiden çoğu işi kendim yapıyordum ama artık bir öğretmenim var yanımda, bazı şeyler daha kolay gidiyor.

Çanakkale’de resitalleri yapabilecek sahne bulabiliyor musun?

Aslında resitale uygun zemin yok ama şimdiye kadar mevcut salonları olabildiğince baleye uygun hale getirerek kullanabildik, fakat artık kurs olarak çok büyüdük, çocuklarım çok büyüdüler, sahneler bize küçük geliyor.

Baleye devam eden öğrencin var mı?

Çanakkale’den 1 öğrenci, 2012 yılında İstanbul Devlet Operası ve Bale Bölümünü kazandı. 10 öğrencimin ise kurs bitirme belgesi var, bale öğretmenliği hakkını kazandılar. Aslında çok erken yaşlarda bir meslek kazanıyorlar.

Kaç yıl sürüyor bu eğitim?

8 yıl sürüyor ama eğitim hiçbir zaman bitmez. Sonrasında da her çalışmaya, her workshopa gitmeleri ve vücutlarını çalıştırmayı unutmamaları gerekiyor.

Herkes bale yapabilir mi? Yanlış anlaşılmasını da istemem ama engeli olan bir çocuk da bale sanatında yol kat edebiliyor mu?

Herkes dans edebilir. Ritim duygusu herkeste var. İnsanoğlunun varoluşundan beri dans var. Engeli olan her çocuk, her insan istedikten sonra her koreografinin içinde olur, yeter ki ruhları beslensin, yeter ki dans etmek istesinler. Hiçbir zaman dans etmek isteyeni geri çevirmiyoruz, çünkü bu bir duygu işi, dansa hevesi olan herkese her zaman kapımız açık.

Uluslararası festivallere de katıldınız diye hatırlıyorum.

2011 ve 2013’te Prag Dans Festivaline katıldık ve sahne aldık. Her seferinde Prag’tan  3 ödül aldık ve o büyük sahnede şehrimizin ve ülkemizin adını anons ettirdik. 6 ödüllüyüz, gururluyuz.

Peki Türk balesi ne durumda?

Türk balesi çok iyi durumda. Artık bale yapmak isteyen çok öğrenci var, çok kurs var. Türk balesi devamlı çalışıyor devamlı resitaller veriyor. Ülke olarak çok kısa zamanda iyi bir yere geldik diye düşünüyorum çünkü dünya balesine baktığımızda bizim bale geçmişimiz çok yeni, o yüzden geleceğe umutla bakıyorum. Dünya sahnelerinde yer alan Devlet balesinden davet edilen pek çok balerin ve baletimiz var.  Melih Mertel, Serhat Güdül, Meriç Sümen, Tan Sağtürk gibi. Tan Sağtürk ise  ülkede baleyi sevdiren, sempatik gösteren ve popülaritesini çok arttıran bir isim, Türk balesine katkısı büyüktür.

Hedefin nedir?

Bu dünyaya bir faydamız olsun diye geldiğimize inanıyorum. Katkılarımla anılmak, hatırlanmak istiyorum. Benim yarışım kendimle, her resitalim bir öncekini geçmeli, her ders bir öncekinden daha iyi olmalı, bir önceki beni geçebilmeliyim. Öğrencilerim için de aynı şeyler geçerli. Kendimi geçmek, daha büyük eserler sahneye koymak, birkaç öğrencimi daha devlet balesine kazandırabilmek hedefim. Alkışlanmak istiyorsak alkışlamayı da bilmeliyiz. Güzel yapılan işi alkışlarım, güzel iş yapıyorsak da alkışlanmak isterim.

   



Paylaş | | Yorum Yaz
331 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

BARIŞ VARSA TURİST DE VAR - 10/06/2016
Avrupa ve Asya’nın Tek Japonca Öğretmenliği ÇOMÜ’de - 17/05/2016
Sosyologlar neleri araştırır? - 16/05/2016

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 22° 15°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam400
Toplam Ziyaret337612