• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Takvim

Sema Acar

Sema Acar
semaacar17@hotmail.com
Kahverengi Tabelalar…
04/08/2017

Yalnızkent’in kâh hafızasında kâh bu gününde dolaşıyoruz günlerdir. Dağında, köyünde, düzünde, bayırında, yol ayrımlarında… Tabelalarını takip edip hikâyelerini dinliyoruz… Tabela deyip geçmemek gerek her biri birer efekt aslında. Memleketi öğretir,  atanmışları anlatır… Dikkati sınar,  ilgiyi, adam sendeciliği, boş vermişliği gözler önüne serer… “Nereye”nin cevabını ararken “neden”i sorgulatır. Kahverengi tabelalar; kim laf ola torba dola günü kurtarmak için konuşuyor... kim iş bilenin kılıç kuşananın deyip bir şeyler yapıyor gösterir. Tabelaları izleyelim öyleyse…   

İzmir Yolu Kumkale sapağında üzerinde Kumkale Şehitliği 8 Km yazan kahverengi tabeladan sağa dönüp devam edince bir süre sonra üzerinde bu kez sadece Kumkale Şehitliği yazan beyaz zemin üzerine mavi oklu ikinci bir tabela çıkar. Bu tabeladaki mavi ok on dört şehidin yattığı Kumkale Ovası İntepe Batarya Şehitliği’ne götürür sizi.   

25 Nisan 1915 de Kumkale’ye çıkarma yapan Fransız Kuvvetleri 26-27 Nisan günleri Kumkale’yi boşaltırlar.2 gün süren Kumkale Muhaberelerinde 3.Tümen 39.Alay muharebe grubu 1735 zayiat vermiştir. (17 subay 450 er şehit, 23 subay 740 er yaralı, 500 er Kumkale Köyü ile Kumkale Kalesi arasında kalan Kanlı Azmak Mevkiinde kayıp)  Peki; hayatları pahasına 2 günde Fransızları püskürterek zafer kazanan 1735 asker için yapılmış Kumkale Şehitliği nerde dersen, yok. Evet, doğru okudun. Yok. Ama tabelada var.

Şimdi tamda burada hatırlayalım. Şubat 2017. Başbakan Binali Yıldırım “2018 yılının Troia Yılı olması için Kültür Bakanlığımız nezdinde bir girişim başlattı. Bu konuda haftaya karar verilecek. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Çanakkale şanslı. Köprüleri yapılıyor. Yolları o biçim. Her şey yolunda.” dedi.

Temmuz 2017. 2018 Troia Yılı tanıtım toplantısında İl Kültür Turizm Müdürü yine Kumkale’de 2.Abdülhamit zamanında yapılmış olan ve Kumkale Tabyalarına 2 km mesafedeki Orhaniye Tabyasının restorasyon çalışmalarının 2018 Troya yılı kapsamına alındığını söyledi. 

Anlaşılan Kumkale şehitleri henüz öncelikler listesine girememiş.  

Yalnızkent’in 1915 Çanakkale Muhabereleri faslında oldukça önemli bir yeri olan Kumkale Muhaberelerine hala hak ettiği değer ve önem verilmiyor, göz ardı ediliyor. Oysa Yalnızkent sadece Gelibolu Yarımadası ve Truva Antik kentinden ibaret değil. Truva Tarihi Milli Parkı içerisinde yer alan, Truva antik kentine 1,5 Km. mesafede, öncesinde belediye şimdilerde köy olan, toprakları verimli, tarihi zengin, hazin öyküsünde insansız kalmak, haritadan silinmek gibi kahredici zamanlar olan Kumkale bir tabela hatası ile anlatılıp geçilecek bir yer değil.

Kumkale’ye hak ettiği değerin verileceğini hala umut ederek 50 küsur yıl Kumkale Şehitliği yapılması için çalmadık kapı bırakmayan, öğretmen olarak geldiği Kumkale’de belediye başkanlığı yapan, bu gün hala o şehitliğin yapılması için uğraşan 77 yaşındaki Sezai Ercan’ın ağzından Kumkale’yi yazmadan olmaz… Sezai amca ve Kumkale’nin öyküsü bir başka yazının konusu, onu da yazacağım zamanı gelince. Şimdilik düzeltilemeyen “tabela” yı buraya bırakıyorum…            

Yine İzmir yolunda bu kez Truva Sapağındayız. Uzun ve kalın bir ayak üzerinde dörtgen bir tabela Truva Antik Kenti Kazılarının sponsorunun İÇDAŞ olduğunu söylüyor bize. Yol boyu bu tabelalardan aşağı yukarı 9-10 tane var.(Bursa yolunda seyr-i sefer eyliyorsanız orada da var bu tabelalardan) Her biri İÇDAŞ’ın sponsor olduğu bir yapıyı, bir kazı alanını söylüyor.

İÇDAŞ yerel bir firma değil. İstanbul Merkezli Biga’da faaliyet gösteren bir firma. Ama Yalnızkent’in tüm kültürel ve tarihi olaylarında sponsor. Kenti uçurmayı düşünüp yıllardır uçuramayan, kentin büyük, yerel, ulusal, hatta uluslararası üne sahip anlı şanlı firmaları nerde diye düşündürüyor bu kez tabelalar. Gördüğün gibi tabelalar seni bir yerlere götürüyor evet ama gittiğinde neyle karşılaşacağını söylemiyor. Onları okumak sana kalıyor.   

Şimdi Gülpınar’dayız… Önce zeytin nöbetindeyiz… Sonra da Apollon Sminteus’da kazı alanında olacağız… Söyleyecek çok şeyleri var tabelaların dinliyelim;

Gülpınar Ayvacık’ın bir köyü. Şubat’ta 5.3 lük deprem ile gündeme geldi.  Taşağıl, Tuzla, Yukarıköy, Çamköy gibi Gülpınar’da da depremde evleri hasar gören, yıkılan vatandaşlar AFAD’ın konteynerlerinde o gün bu gündür hayatlarını idame ettiriyorlar. Deprem sonrası bölgeyi herkes ziyaret etti. Başbakan, iktidar ve muhalefet milletvekilleri, atanmışlar, seçilmişler, basın elemanları… Her afet sonrasında olduğu gibi sıcağı sıcağına sözler ve saç konteynerler verildi. 9 Nisan’da depremzedelerin evlerinin temelinin atılacağı da verilen sözler arasındaydı. Şubat’ın soğuğundan Ağustos’un sıcağına geldik lakin temeller atılmadı . Arayan soran var mı acaba? Bilmiyorum ama Ezine’de deprem bölgesine 75-80 km ötede hummalı bir yol çalışması var. Yol bilgilendirme tabelalarının kahverengi kısımları da kapatılmış. Neden? Bekleyip göreceğiz…

Ezine’de yol çalışması, depremzedelerin konteynerde yaşamı devam ederken Gülpınar’da başka bir şey daha oluyor. Ağaçlara asılmış “Zeytin Dündür Bugündür Yarındır” yazan tabelaları takip ederek nöbet alanına geliyoruz. Depremzede Gülpınar bu günlerde zeytinini korumak için direniyor. Jeotermal enerji santrali sondaj çalışmasına karşı direnişe geçen köylüler, sondaj sahasında nöbet tutuyor. Gündüz kadınlar, gece erkekler… Hayatı paylaştıkları gibi nöbeti de paylaşıyorlar. Geçimlerini zeytinle sağlıyorlar bu nedenle çok sayıda TIR la getirilip monte edilen o devasa sondaj makinası gidene kadar da nöbete devam edeceklerini söylüyorlar. Zeytinin önemini   “kapımıza karnı aç biri gelse ekmek ve zeytinle doyururuz “ diyerek ifade eden Gülpınarlı kadınlar  bu günlerin anısına zeytin ağacı örüyor. Yeşil iple ördükleri küçük keselerin içine kurumuş zeytin çekirdeği koyarak hazırladıkları zeytinleri üç boyutlu olarak bir ağaca monte edip, çerçeveletip muhtarın odasına asacaklarmış.  

Bir yandan elişlerini yaparken bir yandan da sohbet ediyorlar. Genç bir delikanlı semaverde çay demliyor. Bir araba geliyor.  İçinden ellerinde sular, erzaklar olan kadınlar iniyor. Nöbet değişimi. Tek kişilik bir kamp çadırını erzak dolabı yapmışlar getirilenler oraya konuyor. Ayrılırken bir istediğiniz var mı Çanakkale’den diyorum “sesimizi duyurun” diyorlar… Bir daha ki sefere daha kalabalık gelin diyorlar… Biz siyasi bir eylem yapmıyoruz zeytinimize sahip çıkıyoruz diyorlar… AKP liler de gelsin bizi dinlesinler diyorlar… İstedikleri bunlar… Gülpınarlı kadınların sesini  buraya koyuyorum…Ve bu sese  ses verip giden olursa onlar için bir şey daha koyuyorum buraya zeytin nöbetine gittikten sonra veya gitmeden önce nöbet alanın çok yakınında Gülpınar  Apollon Smintheus Tapınağı Kazı alanı var. Oraya da uğrayın.

Müze ve ören yerleri gişelerinin işletim işi 2010 yılından buyana ihaleyle özel işletmecilere veriliyor diye hatırlattıktan sonra bir de uyarı yapayım saat 17:oo den hatta 16:30 dan önce gidin Apollon Smintheus’a .Zira  saat 17:00 de ziyaretçilere kapatılıyor kazı alanı. Çünkü; yıllık ziyaretçi sayısı 15 binin altındaki ören yerleri 17: 00 ziyarete kapatılıyormuş. Bitmedi gişedeki görevliden kazı alanı ile ilgili tanıtım broşürü istediğinizde alamıyorsunuz. Çünkü broşür yok. Dahası tur şirketleri de buraya gelmiyor.

Peki, yaz sıcağında tam insanların gezeceği saatte kapıları kapatırsanız burası nasıl 15 bin ziyaretçiyi ağırlayabilir? 40 yıldır kazı yapılan bir yerin broşürü neden bastırılmaz? Tur şirketleri neden gelmiyor? Soruları çoğaltabiliriz.

Turizm kenti olmaktan bahsedenler bilmez mi; turist denilen organizmalar ikiye ayrılır. Yabancısı var yerlisi var. Bunlarda kendi içlerinde ikiye ayrılır; turlarla gezeni münferit takılanı. Apollon Smintheus Tapınağı’na saat 17:00 sonrası gelen çoğunluğu yerli olan münferit takılan  turist sayısı hiçte azımsanmayacak sayıda. Unutmayın, Apollon Smintheus Tapınağı’na gelen her ziyaretçi Gülpınar’a kazandırır, Gülpınar’ı kalkındırır. Gülpınar kalkınırsa Yalnızkent kalkınır.   

Herkesin Çanakkale’si kendine…

İki adalı iki yakalı Yalnızkent tarihi ve kültürel açıdan oldukça zengin. Hafızasında, sınırları içinde nice maddi manevi değeri barındırıyor. Büyüklerimiz ve dahi kent aktörleri “dün”ün öneminin ve değerinin ne kadar farkında? Emin değilim. Her fırsatta Yalnızkent’i başta turizm olmak üzere bir şeylerin kenti yapmak, uçurmak üzerine cümleler kuruyorlar. 2011 den beri aynı cümleleri farklı ağızlardan duyuyorum lakin Yalnızkent hala uçamadı, hala hiçbir şeyin kenti olamadı. Neden acaba? Yanlış tabelalar, kararlar, uygulamalardan, ilgisizlikten mi? Ya da bir Hollywood filmine konu olması mı gerekiyor? Bak onu da bilmiyorum. O zaman özlü sözümüzü buraya bırakıyorum ”sen sahip çıkmazsan kimse sahip çıkmaz” 

Kıssa: Rivayete göre mutluluğun kuyruğunda olduğunu düşünen kedi kuyruğunu yakalamaya çalışırmış.  Sonra bir bilge kedi ona şöyle der: "ben de gençliğimde mutluluğun kuyruğumda olduğunu sanırdım. Sonra fark ettim ki ne zaman onu yakalamaya çalışsam benden kaçıyor, ne zaman dönüp kendi yoluma baksam, o da peşimden geliyor"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
459 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

NAME-İ AŞK - 07/03/2017
YALNIZKENT’TE CHP’LİLERİN SOSYAL MEDYA İLE İMTİHANI - 14/12/2016
EBABİL BİR KUŞTUR… - 03/09/2016
YOĞURT YİYİŞİNİZİ SEVSİNLER… - 09/08/2016
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 17° 11°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam547
Toplam Ziyaret481927